Günaydın magazin severler! Bugün yine gündemi sarsan, 'yok artık!' dedirten bir olayla karşınızdayız. Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış'ın, üniversite bünyesindeki kadrolara akrabalarını yerleştirdiği iddiaları zaten kulaktan kulağa yayılırken, rektörümüzden öyle bir savunma geldi ki duyanları şaşkına çevirdi! Sn. Rektör Alkış, bu atamaları 'inancının gereği' olarak savunduğunu açıkladı. Evet, yanlış duymadınız; 'inancım böyle gerektiriyor' dedi! Bu açıklama, magazin sayfalarından akademik koridorlara, oradan da sosyal medyaya kadar dev bir tartışmanın fitilini ateşledi bile!
Şimdi gelelim bu açıklamanın düşündürdüklerine... Bir yandan liyakat, adalet ve eşit fırsat ilkeleri; öte yandan kişisel inançların kamusal alandaki yansımaları... 'Akraba kayırma' olarak bilinen nepotizm kavramı, her ne kadar eleştirilerin odağında olsa da, bu savunmayla birlikte bambaşka bir boyut kazandı. Bir üniversite rektörünün, kamu kaynaklarını ve pozisyonlarını dağıtırken kendi inancını referans göstermesi ne anlama geliyor? Üniversiteler, bilimin ve objektifliğin kalesi değil miydi? Bu durum, hem akademik camiada hem de toplumda büyük bir şüphe ve tepki uyandırmış durumda. 'Acaba liyakat yerine artık akrabalık bağları mı ön planda olacak?' soruları havada uçuşuyor. İnsanların hak ettikleri pozisyonlara gelme hayalleri, bu tür açıklamalarla sarsılıyor.
Elbette bu, ülkemizde 'akraba ataması' tartışmalarının ilk örneği değil. Ancak 'inanç' faktörünün bu denli açık bir savunma argümanı olarak kullanılması, konuyu çok daha hassas ve çetrefilli bir hale getiriyor. Toplumun farklı kesimlerinden gelen tepkiler, konunun sadece bir üniversite meselesi olmaktan çıkıp, genel bir etik ve ahlaki tartışmaya dönüştüğünün sinyallerini veriyor. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerinin önemi bir kez daha gündemdeki yerini alırken, bu açıklama üzerindeki sis perdesi nasıl aralanacak, hep birlikte göreceğiz.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir üniversite rektörünün akraba atamalarını 'inanç gereği' olarak savunması sizce kabul edilebilir mi? Yorumlarda buluşalım!