Magazin Editor
Magazin Habercisi
6-2… Uzun zamandır Dolmabahçe’de böyle keyifli, böyle iştahlı ve rakibinin üzerine sürekli giden bir Beşiktaş izlememiştik. Skor çok güzel, oyun birçok açıdan umut verici. Ama bence bu maçtan çıkarılacak en önemli sonuç 6 gol değil; Beşiktaş’ın yavaş yavaş bir oyun kimliği kazanmaya başlaması.Italiano’nun istediği şey artık daha net görünüyor. Top kaybedildiği anda geri kazanmak isteyen, rakibi kendi sahasına hapsetmeye çalışan, bekleri ve orta sahasıyla sürekli öne çıkan bir takım var. Zaman zaman bu iştah telaşa dönüşüyor, zaman zaman arkada büyük boşluklar bırakılıyor ama en azından sahada ne yapmaya çalıştığını bildiğimiz bir Beşiktaş izliyoruz.Vlahovic’e ayrıca parantez açmaya gerek bile yok. Santrfor dediğin bazen oyunun içerisinde çok görünmez ama top ceza sahasına düştüğü anda kalite konuşur. Üç golle bunu gösterdi. Beşiktaş’ın yıllardır eksikliğini çektiği “pozisyonu gole çevirme” kalitesini yukarı taşıyacağı belli. Cerny üretken, Orkun top ayağına geldiğinde takımın yönünü ve temposunu değiştiriyor. Murillo’nun hücum katkısı da çok değerli.Ama benim için gecenin yine en dikkat çekici oyuncularından biri Junior Olaitan oldu. Belki tabelada Vlahovic kadar görünmüyor ama takımın enerjisini yukarı çeken adamlardan biri. Pres yapıyor, top taşıyor, ikili mücadeleye giriyor, rakibin dengesini bozuyor ve üçüncü bölgeye geldiğinde de oyunun içerisinde kalıyor. İlhan’ın golündeki mücadele ve pası aslında Olaitan’ı özetliyor. Kolay vazgeçmiyor. Salih’in de arkasını topladığı bu düzende Olaitan ve Orkun çok daha özgür oynayabiliyor. Salih’in maçtan sonra söylediği “Ben arkaya bakıyorum, onlar öne gitsin” cümlesi aslında orta saha kurgusunu çok güzel anlatıyor.Yine de 6-2’ye fazla kapılmamak lazım.Çorum cesur oynadı, kapanmadı ve Beşiktaş’a geniş alanlar bıraktı. Bir noktadan sonra fiziksel ve mental olarak da oyundan düştüler. Süper Lig’de özellikle büyük maçlarda kimse Beşiktaş’a bu kadar rahat alan vermeyecek. Üstelik 6 gol attığımız bir maçta bile rakibin orta sahamızı ve savunma hattımızı zaman zaman çok kolay geçtiğini gördük. İki gol yedik, daha fazlasını da yiyebilirdik. İşte üzerinde durulması gereken taraf burası.Bu yüzden benim için gerçek ölçü Fenerbahçe maçı.Kadıköy’de rakip Çorum gibi açık alan bırakmayacak. Orta sahada temas çok daha sert olacak, kaybedilen her top daha büyük tehlikeye dönüşecek. Beşiktaş orada da önde basabiliyor, top kaybettiğinde aynı reaksiyonu verebiliyor ve Vlahovic’i doğru şekilde besleyebiliyorsa o zaman bu takım için çok daha iddialı konuşabiliriz.Çorum maçı moral verir, özgüven verir, taraftarı heyecanlandırır; ama bizi şimdiden havaya sokmamalı. Fenerbahçe karşısında oynanacak futbol bu takımın geldiği seviyeyi çok daha doğru gösterecek.Bir de transfer meselesi var.Bu kadroya hâlâ çok kaliteli bir 10 numara ve çok kaliteli bir ön libero gerektiğini düşünüyorum. Rotasyon oyuncusu değil, geldiği gün formayı alacak iki üst düzey oyuncu. Olaitan’ın enerjisinden ve Orkun’un oyun aklından maksimum faydalanmak istiyorsak, arkalarında geniş alanı tek başına savunabilecek, geçişleri kesecek gerçek bir 6 numara büyük fark yaratır. Aynı şekilde maç sıkıştığında dar alanda adam eksiltecek, son pası verecek ve kilidi açacak yaratıcı bir 10 numara Beşiktaş’ın hücum seviyesini başka yere taşır.Çünkü büyük maçlarda mesele her zaman kaç pozisyona girdiğin değildir; bazen 90 dakika boyunca önüne yalnızca iki fırsat gelir. İşte o noktada Vlahovic gibi bitiriciler, kaliteli bir 10 numara ve orta sahayı ayakta tutacak güçlü bir ön libero şampiyonluk yarışının kaderini belirler.Özetle; doğru yoldayız, heyecanlanmak için sebebimiz var ama daha hiçbir şey kazanmadık.6-2’nin keyfini çıkaralım. Vlahovic’in gollerine, Olaitan’ın enerjisine, Orkun’un oyun aklına, takımın hücum iştahına sevinelim.Ama ayaklarımız yere bassın.Asıl sınav Kadıköy’de.Orada da bu Beşiktaş’ı görürsek, o zaman başka şeyler konuşmaya başlayabiliriz.Masis KuyumcuDuhuliye.com