Şehrin Göbeğinde Gizlenen Acı Gerçek: Otoyol Altında Binlerce Hayat!
Sevgili magazinseverler, bazen en lüks caddelerin, en gösterişli binaların hemen altında, gözden uzak ama kalabalık bir dünya gizlenir. Bugün size, okuduğunuzda "Yok artık!" diyeceğiniz, şehrimizin en acı verici sırlarından birini ifşa etmek istiyorum. Artık şehrimizde ne boş arsa, ne de nefes alınacak bir köşe kalmadı derken, binlerce insanın otoyollarımızın altındaki metruk alanlarda kendine bir yaşam kurduğunu öğrenmek... İşte bu, magazin sayfalarında nadiren yer bulan ama hepimizin yüzleşmesi gereken bir gerçek! Pırıl pırıl, yüksek hızlı bir yaşamın hemen altında, adeta parallel bir evrenin var olduğunu hayal edin. Akıl almaz ama gerçek.
Düşünün bir kez, pırıl pırıl araçlar vızır vızır üstümüzden geçerken, o gürültünün ve hızın hemen altında, derme çatma barakalar, teneke duvarlarla örülmüş evler, bir masa bir sandalyeden ibaret 'yaşam alanları'... Kimler yaşıyor bu ilkel şartlarda? Çoluk çocuk, yaşlısından gencine, hayatın sillesini yemiş, gidecek başka yeri olmayan binlerce insan. Kiraların uçtuğu, ev bulmanın adeta bir lüks haline geldiği büyükşehirlerimizde, bu insanlar kendilerine belki de son çare olarak otoyolun karanlık dehlizlerini mesken tutmuş durumda. Gözden ırak, gönülden de ırak mı kalacaklar dersiniz? Bu durum, sadece bir barınma krizi mi, yoksa toplumun görmezden geldiği derin bir yarası mı? İşte bu soruların cevabı, hepimizi derinden düşündürmeli.
Biz gündelik koşturmacamızda, trafik derdimizde, en yeni trendleri takip ederken, yanı başımızda, hemen ayaklarımızın altında bambaşka bir dünya kuruluyor. Bu durum, bize modern şehir yaşamının karanlık yüzünü, adaletsizliğini ve belki de en önemlisi, kayıtsızlığımızı hatırlatıyor. Sizce de artık bu 'görmezden gelme' perdesini aralayıp, bu insanlara bir el uzatma zamanı gelmedi mi? Bu sadece 'onların' sorunu mu, yoksa hepimizin yaşadığı bu şehre dair sorumluluğumuzun bir parçası mı?
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!