Merhaba magazin severler! Gündem yine dopdolu, ama bu sefer sadece ünlülerin aşk hayatlarına değil, hepimizin masadaki "o" haline ışık tutacak, dudak uçuklatan bir konuyla karşınızdayım! Hepimiz tanıyoruz o insanları, değil mi? Masadaki herkes çoktan ana yemeği bitirmiş, belki tatlıya geçmişken, onlar hala ilk lokmalarındaymış gibi sakin sakin tabaklarıyla dans ederler. "Ne yavaşsın!" laflarını duymuşlardır mutlaka... Ama aslında bu "yavaşlık" bir sırrın, bir ortak noktanın işareti olabilir mi? Psikologlar bu konuya el attı ve bakın ne buldu! Gündeme bomba gibi düşen bu açıklama, çevrenizdeki yavaş yiyenlere bakış açınızı tamamen değiştirecek, benden söylemesi!
Evet, yanlış duymadınız! Uzman psikologların yaptığı araştırmalar ve gözlemler sonucunda, yemek yeme hızının aslında kişilik özellikleriyle sandığımızdan çok daha bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Açıklamalara göre, sürekli yavaş yemek yiyen kişilerde gözlemlenen en belirgin ortak özellik, an'ı yaşama ve detaylara önem verme eğilimiymiş. Bu kişiler sadece midelerini değil, ruhlarını da doyurmayı seven, her lokmada lezzeti, dokuyu, kokuyu derinden hisseden, adeta bir yeme ritüeli gerçekleştiren bireyler. Yüksek empati yetenekleri, olayları derinlemesine analiz etme kapasiteleri ve sabırlı yapıları da cabası! Yani anlayacağınız, bu kişiler hayatın her alanında acele etmek yerine, her adımın tadını çıkarmayı tercih eden, bir nevi "slow living" felsefesini içselleştirmiş tipler. Bu durum, onların ilişkilerinden iş hayatlarına kadar pek çok alana yansıyor, daha düşünceli, daha özenli ve daha kontrollü bir yaşam sürmelerine zemin hazırlıyormuş.
Şimdi durup bir düşünün; çevrenizdeki o yavaş yiyen arkadaşınız, sevgiliniz, aile üyeniz... Acaba gerçekten de bu özelliklere sahip mi? Bu açıklama hepimizde büyük bir "Vay be!" etkisi yaratmadı mı? Belki de artık yavaş yiyenlere "Hadi biraz hızlan!" demek yerine, onların bu "özel" hallerini daha iyi anlayabiliriz. Kim bilir, belki de hepimiz biraz daha yavaşlamalı, anın ve lezzetlerin tadını daha derinden çıkarmalıyızdır!
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!