Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Masal dinlemek istemiyoruz

Magazin Editor

Magazin Habercisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
12,657
Web sitesi
www.magazin.biz.tr
Son iki sezonun performansına bakıldığında Beşiktaş’ın hedefleriyle gerçekleşenler arasındaki mesafenin giderek açıldığı görülmektedir. Geçtiğimiz yıl ligde ilk üçe girilememiş, Türkiye Kupası’nda kendi sahasında Göztepe’ye karşı çeyrek finalde elenilmiştir. Avrupa arenasında ise önce UEFA Avrupa Ligi, ardından Konferans Ligi hedefleri dile getirilmiş; ancak her iki kulvarda da beklentilerin oldukça gerisinde kalınmıştır. Süper Lig’de şampiyonluk yarışından henüz sonbahar aylarında kopulması, camiada hayal kırıklığını derinleştirmişti.Bugün gelinen noktada yeniden Türkiye Kupası üzerinden umut tazelenmişti, ne yazık ki yine Fenerbahçe ve Galatasaray'ın olmadığı kupada bu senede Konyaspora elendik. Ne var ki başarıya giden yol yalnızca hedef belirlemekle olmuyor, bu hedefi destekleyen doğru kadro mühendisliğiyle mümkün.Tam da bu noktada kulübün son dönemdeki transfer politikası ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Takımın ayakta kalmasında önemli rol oynayan Gedson Fernandes ve Rafa Silva’nın ayrılması yerlerine gelenlerin aynı kaliteden uzak olması. Rakip kulüplerin yıldız oyuncularını elde tutmak için yoğun çaba gösterdiği bir ortamda, Beşiktaş’ın hem kilit isimlerini hem de altyapıdan yetişen futbolcularını kaybetmesi, kulüp içi planlama ve iletişim mekanizmalarının yeterince güçlü olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.Savunma hattında yaşanan değişim de benzer bir tablo sunmaktadır. Masuaku’nun ayrılığının ardından yapılan takviyelerin beklenen seviyeye ulaşamaması, çok sayıda stoper transfer edilmesine rağmen aranan istikrarın sağlanamaması dikkat çekicidir. Daha önce gönderilen bazı oyuncuların yeni takımlarında daha yüksek performans göstermesi ise transfer kararlarının sağlıklı analiz edilip edilmediği tartışmasını artırmaktadır.Sorunun özü yalnızca birkaç transfer başarısızlığı değildir. Beşiktaş’ta uzun yıllardır tekrar eden bir döngü göze çarpmaktadır: Her yeni yönetim, selefinin kurduğu kadroyu büyük ölçüde tasfiye etmekte; süreç “sil baştan” başlamakta, mali yük artmakta, sportif başarı gelmeyince de yeniden yönetim değişikliği gündeme gelmektedir. Bu kısır döngü kırılmadığı sürece kulübün istikrarlı bir yükseliş yakalaması güç görünmektedir.Tüm bu tablo, camianın artık daha temel bir soruyu sormasını zorunlu kılmaktadır: Beşiktaş’ta futbolcular neden mutlu olamayıp gitmek istiyorlar? Teknik yapılanmadaki süreklilik eksikliği, maaş politikalarındaki dengesizlik, sözleşme yönetimindeki zaaflar ve sportif hedeflerden erken kopuş hissi, bu sorunun muhtemel başlıkları arasında yer almaktadır.Bugüne kadarki sportif tablo ve kadro politikası, “başarılı” tanımı için güçlü bir zemin sunmamaktadır. Beşiktaş’ın yeniden iddialı bir konuma gelebilmesi için günü kurtaran hamleler yerine, çekirdek kadroyu koruyan, altyapıyı sistematik biçimde değerlendiren ve transfer stratejisini tek merkezden yöneten uzun vadeli bir futbol aklına ihtiyaç duyduğu açıktır.Aksi hâlde değişen yalnızca isimler olacak; borç artacak, beklentiler düşecek ve hayal kırıklıkları kaçınılmaz biçimde tekrar edecektir...Trabzonspor'a karşı 11’de Ersin Destanoğlu hariç tüm oyuncular Sayın Serdal Adalı döneminde transfer edildi. Şimdi çıkıpta şu kadar transfer dönemi lazım demeye lütfen artık kalkışmayın. Bugüne kadar geçen transfer dönemini harcadığınız paraları gördük. Bir mazeret arayacaksanız başka mazeret bulmalısınız enkaz edebiyatına artık kimse inanmaz. Paralar saçılıyor, sürekli futbolcu alınıyor, gidenleri aratmayacak oyunculara milyonlar harcanıyor ama ortada ne oyun var ne de proje. Bir yerde büyük bir hata var ama kimse dönüp “Nerede yanlış yapıyoruz?” diye sormuyor.Borç almış başını gidiyor. Dikilitaş deniyor, projeler deniyor; oradan gelecek para da daha gelmeden bir sürü oyuncuya harcanıyor. Bugün sıradan Anadolu kulüpleri bile artık bizi kendilerine denk görüyor, . Beşiktaş sistematik şekilde geriye itiliyor, bunun adına da “yanlış yönetim” deniyor. Seçtiğimiz başkanlar, yönetimler, kongre düzeni… Hepsi bu tablonun sorumlusu.Taraftar aidatıyla, forma alarak, kombine alarak kulübü ayakta tutmaya çalışırken, yine yanlış transferlere ve günü kurtarma hamlelerini izliyoruz.Yüksek bedel ödeyerek maça gelen taraftarın, verdiği paranın karşılığını görmek istemesinden daha doğal bir şey olamaz. İnsanlar statta eziyet çekip rezil futbol izlemek için para ödemiyor; mücadele, karakter, plan görmek istiyor.Seçim döneminde verilen sözlerin, “şeffaflık”, “akılcı transfer”, “borcu azaltma” söylemlerinin hiçbirinin karşılığı sahada da, kasada da yok. Eskiyi suçlayarak koltuğa oturmak kolaydı; şimdi sorumluluk sizde ve tablo ortada. Dikilitaş gelirleri, projeler, “yeni vizyon” derken ortada ne sürdürülebilir bir futbol aklı var ne de mali disiplin.Sonuç olarak; Beşiktaş bugün yönetilemeyen bir kulüp görüntüsünde. Başkan hesap veremiyor, teknik heyet sorumluluk alamıyor, futbolcular günah keçisi ilan ediliyor,. Beşiktaş’ın sorunu oyuncu değil; vizyonsuzluk, liyakatsizlik ve koltuğu koruma derdine düşmüş yöneticilerdir.Masis Kuyumcu Duhuliye.com