Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Kartal’ın Omzundaki Borç, Kupadaki Umut ve Geleceğin Ağır Hesabı

Magazin Editor

Magazin Habercisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
11,774
Web sitesi
www.magazin.biz.tr
Beşiktaş bazen bir futbol kulübü değildir; bir vicdan muhasebesidir. Siyahı kederin, beyazı umudun rengi yapan o eski kulüp, kimi zaman bir stadın tribünlerinde değil, bir milletin hafızasında oynar maçlarını.Karagümrük beraberliği… Bir puan kaybından ibaret değil bu. Bir sezona yayılmış tereddütlerin, yanlış hesapların, geciken yüzleşmelerin özeti gibi. Dolmabahçe’de bırakılan iki puan, yalnız tabelaya değil, gelecek planlarının üstüne de yazıldı.Ligde dördüncülük… Kâğıt üzerinde hâlâ Avrupa ihtimali. Ama sahadaki gerçek, başka bir roman anlatıyor.Önünde üç perde kaldı:Gaziantep deplasmanı…Trabzonspor içerde…Rizespor dışarda…Bir bakıma üç maç değil bunlar; üç sınav. Üç karakter testi.Çünkü Beşiktaş artık puan değil, kimlik toplamak zorunda.Lig tarafında umutlar zaten büyük ölçüde kupaya tahvil edilmiş durumda. Siyah-beyaz akıl, yönünü Türkiye Kupası’na çevirmiş görünüyor. Konyaspor yarı finali, ardından muhtemel bir final… Gençlerbirliği mi gelir, Trabzonspor mu; fark etmez.O kupa artık yalnız bir kupa değil.Avrupa bileti.Sezonun kurtuluş senedi.Ve belki yönetim aklının meşruiyet sınavı.Futbol bazen lig maratonunu değil, kupadaki bir akşamı hatırlar. Beşiktaş tarihi bunun örnekleriyle doludur. Nice yorgun sezon, bir final gecesiyle aklanmıştır.Fakat bugünün meselesi yalnız sahadaki top değil.Asıl mesele, topun dönmediği yerde başlıyor.Serdar Adalı’nın televizyon ekranında söylediği o cümle, aslında başlı başına manşetti:16 ayda 300 milyon euro ödeme.Bu rakam yalnız yüksek değil; sarsıcı.Çünkü bu, Anadolu’daki birçok kulübün on yıllık bütçesi.Bu, doğru akılla birkaç jenerasyonluk kadro mühendisliği demek.Bu, Avrupa’da yarışacak iskelet kurmak demek.Bu, geleceği satın alabilecek büyüklükte bir para.Ama asıl mesele şu:Bu para nereye gitti?Nasıl kullanıldı?Ne dönüştürdü?Ve daha acısı…Neden camiada bu cümlenin ardından büyük bir infial oluşmadı?Beşiktaş taraftarı tarihte çok şey için ayağa kalktı. Hakem için, forma için, arma için…Peki 300 milyon euro için neden bu sessizlik?Çünkü bazen büyük rakamlar o kadar büyüktür ki insan onları kavrayamaz.Ama futbol ekonomisi affetmez.Yanlış harcanan her milyon, geleceğin boğazına geçirilen ilmek olur.Bugün Beşiktaş’ın yaşadığı tam olarak bu.Bir yanda gönderilmek istenen ama gönderilemeyen kontratlar…Diğer yanda maaş yükü.Bir yanda sahaya katkı vermeyen transferler…Öbür yanda yeni transfer ihtiyacı.Bu, sportif mesele değil artık.Bu muhasebe.Ve biraz da enkaz kaldırma işi.Eskiden kötü transfer “yanlış tercih” denirdi.Bugün yanlış transfer, finansal felaket yaratıyor.Çünkü modern futbolda sadece oyuncu almıyorsunuz.Maaş alıyorsunuz.Bonservis amortismanı alıyorsunuz.Menajer komisyonu alıyorsunuz.Çıkış maliyeti alıyorsunuz.Ve bazen kurtulamadığınız bir yük alıyorsunuz.Beşiktaş’ın bugünkü problemi tam da bu:Kadro değil, tortu.Takım değil, birikmiş hata.İnsan düşünüyor…Bu kulüp, nice imkânsızlıkta efsane kurdu.Mütevazı kadrolarla destan yazdı.Peki bu kadar para harcanıp neden güçlü bir omurga kurulamadı?Sorulması gereken soru budur.Çünkü gelecek sezonun yapılanması yalnız transfer listesiyle olmaz.Önce karar verilir:Kimlerle vedalaşılacak?Hangi futbol aklına teslim olunacak?Hangi oyun kimliği kurulacak?Ve en önemlisi…Bu kulüp artık “isim” mi transfer edecek, yoksa “sistem” mi?Beşiktaş yıllarca yıldız isimlerin değil, karakterli takımların kulübü oldu.Metin-Ali-Feyyaz bunun simgesiydi.Sergen’in şampiyon kadrosu da öyle.Bugün yeniden ihtiyaç duyulan şey budur.Çünkü para tek başına takım kurmaz.Akıl kurar.Plan kurar.Sabır kurar.Ve bazen eksik olan tam budur.Önlerinde şimdi iki cephe var:Bir tarafta kupayla Avrupa’yı kurtarma savaşı.Diğer tarafta gelecek sezonun enkazdan inşası.İkisi de aynı anda yürümeli.Çünkü biri günü, diğeri yarını kurtaracak.Gaziantep maçı bu yüzden sadece deplasman değil.Trabzonspor maçı sadece büyük maç değil.Rize maçı sadece kapanış değil.Bunlar belki de kupaya giden psikolojik eşikler.Ama asıl büyük final, sezon bittikten sonra başlayacak.Masalarda.Raporlarda.Sözleşmelerde.Transfer dosyalarında.Orada doğru oynanmazsa, kupa gelse bile yarın yine aynı girdap.Beşiktaş bugün bir yol ayrımında.Ya bu sezonu bir kırılma noktası yapacak…Ya da yeni sezona eski hataların gölgesiyle girecek.Ve tarih şunu öğretir:Beşiktaş en çok köşeye sıkıştığında yeniden doğmuştur.Belki yine öyle olacak.Belki Konyaspor gecesi yeni bir hikâye açacak.Belki kupa yolu Dolmabahçe’ye yeniden umut indirecek.Ama umut, hesap vermenin alternatifi değildir.300 milyon euro konuşuluyorsa bunun hesabı da konuşulmalı.Çünkü büyük kulüpler yalnız başarıyla değil, sorgulama kültürüyle büyür.Ve Beşiktaş…Bir semt kulübünden büyük bir vicdan kurumuna dönüşmüşse, bunu susarak değil konuşarak başarmıştır.Bugün Kartal kupaya bakıyor.Ama aynı anda aynaya da bakmalı.Çünkü Avrupa bileti belki kupadan gelir.Ama gelecek…Ancak doğru akıldan gelir.M. Eyüp Yardımcı / duhuliye.com