Magazin Editor
Magazin Habercisi
Umut Öztürk:Ya işin psikolojik kısmının öne çıktığını ve Beşiktaş'ın aslında psikolojik olarak ne kadar tahribat yaşamış bir takım olduğunu, bir camia olduğunu zaten ilk büyük şok mağlubiyetten sonra hocanın istifasını istemekten biraz çıkartabiliriz. Çünkü yani Beşiktaş'ın şu anda bir hoca istikrarına hatta bir düzen istikrarına ihtiyacı var. Çünkü son 3-4 sezondaki başarısızlıkta istikrarsızlığın ben çok ciddi pay sahibi olduğunu düşünüyorum.Ve insanların da tabii ki bu kültürden dolayı, bu alışkanlıktan dolayı ilk mağlubiyetten sonra hemen aklına bir teknik direktör değişikliği, bir başkan değişikliği yani değişim teması canlanıyor. Ben buna pek katıldığımı söyleyemeyeceğim. Hani Beşiktaş'ın tabii ki saha içerisinde eleştirdiğim, eksik bulduğum doneleri var. Bunlar yok değil ki. Konya maçı da bence Beşiktaş'ın yakın tarihinin yine yıkıcı maçlarından biri oldu. Ama burada ilk çözümü istifada aramak tıpkı zamanında Van Bronckhorst'ta olduğu gibi, tıpkı zamanında Solskjaer'de olduğu gibi şu an Sergen Yalçın özelinde de benim ilk çözümlerimden biri değil.Ama şunu net bir şekilde ifade etmek lazım. Herhalde taraftarına en az mutluluk veren, taraftarının ağzına en az parmak bal çalan Beşiktaş takımlarından biri bu sezonki Beşiktaş. Çünkü son 3 sezondaki yıkım, enkaz Beşiktaşlarını hatırlayalım. 2023-2024'te evet liderden 40 puanın üzerinde fark yemişti Beşiktaş ama en azından sezonu iki kupayla kapatmayı başarmıştı. Gitti Türkiye Kupası aldı. Daha sonra döndü yine Galatasaray'a karşı tarihinde her zaman rastlayamayacağımız düzeyde dominant bir galibiyet almayı başardı.Geçtiğimiz sezonki takım yine şampiyonlukta çok iddialı bir takım değildi. Oyunu biraz daha geçiş temelli olduğu için lig formatına uygun bir takım değildi ama o takımın Avrupa'da iyi maçları vardı. Mesela Olympique Lyon deplasmanından 3 puanla çıkmıştı Beşiktaş. İç sahada Athletic Bilbao'yu yine çok dominant olmasa da yenmeyi başarmıştı. Mesela Galatasaray deplasmanında maç biraz hakem üzerinden okundu ama o maçı geride bırakırsak Fenerbahçe'yi yaklaşık 20 sezon sonra ilk kez içeride dışarıda yenmiş bir Beşiktaş vardı. Yani yine taraftarına şampiyonluk olmasa da güzel doneler sunan bir Beşiktaş vardı. Bu takıma baktığın zaman derbilerde şu ana kadar sıfır performans. Hiçbir şey yok neredeyse derbiler üzerinde konuşabileceğimiz. Hani bir Fenerbahçe maçının ilk 15-20 dakikasını konuşabiliriz. Avrupa'da zaten yok. Avrupa'da Ağustos ayında elenmiş bir Beşiktaş var. Türkiye Kupası'nda da yine Fenerbahçe ve Galatasaray'ın olmadığı bir senaryoda iç sahada Konyaspor'a karşı, Konya'yı küçümsemek için demiyorum ama yine de bir Anadolu takımına ve kendi bütçesinin çok daha altında mücadele eden bir takıma elenmiş bir Beşiktaş varken bu sezon özelinde olumlu konuşabileceğimiz maalesef hiçbir şey yok.Biz bunu bir oyun oturtma ve alışma, bir düzen kurma senesi olarak özetliyoruz ama sahada da ben Beşiktaş'ın ligin ilk yarısında denediği oyunu ana hatlarıyla çok fazla denediğini düşünmüyorum. Çünkü ligin ilk yarısında şöyle bir şey söylüyorduk biz: “Tamam Beşiktaş önde baskı yapmaya çalışıyor, takım boyunu kısaltmaya çalışıyor ama stoperi eksik.” İşte Gabriel Paulista ile orta sahaya yaklaşamıyorsun. Ndidi ile o baskıyı kuramıyorsun. Devre arasındaki değişikliklerden sonra biz bu oyunun tekrar edeceğini tahmin etmiştik. Ama şu anda ligin ilk yarısında oynanan futbolla son dönemde oynanan futbolun pek alakası olmadığını düşünüyorum ben.Beşiktaş sezonun ilk yarısında daha düşük seviye ve daha enerjisiz bir takımla önde çok daha fazla baskı yapmak isteyen bir yapıdaydı. Özellikle Başakşehir maçından sonra yani Alanya'nın Beşiktaş'a ilk 20 dakikada iki gol atmasından sonra Beşiktaş biraz daha orta blok, kimi zaman da derin bloğa gömülen bir savunma takımı haline geldi. Tabii ki bunun mantıklı cevapları var ama ben zannediyordum ki Agbadou transferiyle birlikte Beşiktaş biraz daha savunmasını orta sahaya yaklaştıracak ve öndeki baskının boyunu kısaltacak. Pek ona dair bir şey göremedik ve bu da Beşiktaş'ın istediği türden bir oyun değil.Yani burada “Beşiktaş bu oyuna alışıyor, seneye daha iyi olacak” bağlantısını kuramıyorsun. Çünkü onu denemediği için. O benim Beşiktaş'a dair taktiksel olarak tutarsızlık yakaladığım parçalardan biri.Aslında sezon başında denenen oyun biraz daha devre arası transferleriyle ikinci versiyonuna geçecek gibiydi. Şu anda Beşiktaş başka bir plan oynuyormuş gibi hissettiriyor bana. Çünkü Beşiktaş'ın orta blokta beklediği çok fazla an var. Mesela İlhan Palut'un maç sonu açıklamalarına rastgele denk geldim. Ben çok teknik direktör açıklamalarını dinleyen biri değilim ama Beşiktaş'tan önde daha fazla baskı beklediklerini söyledi mesela Palut. Bu benim için kilit bir cümle.Çünkü sen iç sahada bir kupa maçında rakibine o fizikselliğini ve yoğunluğunu hissettiremediğin her takdirde rakibin de biraz daha rahat oyun kurmaya başlıyor. Konyaspor bu maçta Beşiktaş'ın ön alan baskısını kırdı. Orkun ve Asllani merkezinin birbirine yakın oynaması, kanat oyuncularının beklerine yardıma gelmesi nedeniyle Konyaspor hem savunma alanlarında rahat bir iş çıkardı hem de toplu oynarken baskı altında gözükmedi.Ben Konyaspor maçının taktiksel kısmına şuradan başlamak istiyorum: Kenardaki birebirlerin bu kadar kritik olduğu bir eşleşmede Beşiktaş'ın orijinal bir kanat oyuncusu kullanmaması bana eksik bir planı işaret ediyordu. El Bilal Toure'nin solda oynadığında kanada benzeyen aksiyonları vardır ama sen saha içi dizilim açısından da o kenarda kullandığın oyuncuları hiç birebir bırakmadın.Olaitan'ın sağ kanat performansına hiç denk gelmedim. Kariyerinde de çok fazla bu konuda pratiği yok. Sol ayağı da sağ ayağına göre bariz şekilde geride. Halbuki Konyaspor'un savunmadaki en net eksiklerinden biri kenar birebirleri. Ama Beşiktaş bu kanat oyuncularını nasıl kenarda birebir bırakmadı, bunu şaşkınlıkla karşıladım.Mesela ilk 11’de Jota Silva’yı beklerdim açık söylemek gerekirse. Belki o da Beşiktaş’ın en iyi birebircilerinden değil ama en azından sağ kanat orijinli bir oyuncu. Form düzeyi yüksekken bu maçta nasıl hiç dakika almadı, buna da şaşırdım.Tabii benim ekran başında ilk izlediğimde dikkatimi çeken bir şey değildi ama maç sonunda sakin kafayla düşündüğün zaman, bir eleme maçında denge henüz bozulmamışken bu kadar yüksek riskle rakip kaleye gitmek biraz Konyaspor’un hücumdaki yetersizliğinin Beşiktaş’ı iştahlandırmasıyla alakalı olabilir.Çünkü Konyaspor çok fazla tehdit edemedi. Ama zaten Beşiktaş yarı sahada üç oyuncuyla baskı yapıyorken ve iki bekinin üzerinde iki merkez oyuncusuyla bekliyorken Konyaspor set hücumunda bunları çözebilecek bir takım değildi. Konyaspor’un tek fırsatı kontra atak veya duran toplardı. Bu açıdan Beşiktaş’ın daha az riskli hareket etmesi daha doğru olurdu.Bence konsantrasyon eksikliğinin öne çıktığı başka anlar da vardı. Mesela Beşiktaş çok fazla korner ve duran top kazandı ama Bağır’ın önündeki screen’i o kadar yetersizdi ki Konyaspor kalecisi çıkan topların çoğunu rahat aldı. Halbuki o screen’i iki oyuncuyla yapmak gerekiyordu. Bu da biraz konsantrasyon eksikliğini işaret ediyor gibi geldi bana.Duhuliye.com