Magazin Editor
Magazin Habercisi
Lubisa Spajić, Dorde Milić, Branko Stanković, Gordon Milne, Christoph Daum ve Mircea Lucescu ile şampiyon olduk. Mevcut şartları düşünecek olursak, kadrodaki birçok yabancı oyuncu nedeniyle disiplinli bir yabancı hoca ile başarılı olabiliriz. Oyuncu-hoca arasında iletişim de daha kolay sağlanır. Kulübün son dönemdeki transfer politikası ciddi biçimde sorgulanmalıdır.Ersin Destanoğlu hariç tüm oyuncular Sayın Serdal Adalı döneminde transfer edildi. Şimdi çıkıp da “Şu kadar transfer dönemi lazım” demeye lütfen artık kalkışmayın. Bugüne kadar geçen transfer dönemlerinde harcadığınız paraları gördük. Bir mazeret arayacaksanız başka mazeret bulmalısınız; enkaz edebiyatına artık kimse inanmaz. Takımın ayakta kalmasında önemli rol oynayan Gedson Fernandes ve Rafa Silva’nın ayrılması, yerlerine gelenlerin aynı kaliteden uzak olması dikkat çekiyor. Rakip kulüpler yıldız oyuncularını elde tutmak için yoğun çaba gösterirken, Beşiktaş’ın hem kilit isimlerini hem de altyapıdan yetişen futbolcularını kaybetmesi, kulüp içi planlama ve iletişim mekanizmalarının yeterince güçlü olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.Savunma hattında yaşanan değişim de benzer bir tablo sunmaktadır. Masuaku’nun ayrılığının ardından yapılan takviyelerin beklenen seviyeye ulaşamaması, çok sayıda stoper transfer edilmesine rağmen aranan istikrarın sağlanamaması dikkat çekicidir. Daha önce gönderilen bazı oyuncuların yeni takımlarında daha yüksek performans göstermesi ise transfer kararlarının sağlıklı analiz edilip edilmediği tartışmasını artırmaktadır.Sorunun özü yalnızca birkaç transfer başarısızlığı değildir. Beşiktaş’ta uzun yıllardır tekrar eden bir döngü göze çarpmaktadır: Her yeni yönetim, selefinin kurduğu kadroyu büyük ölçüde tasfiye etmekte; süreç “sil baştan” başlamakta, mali yük artmakta, sportif başarı gelmeyince de yeniden yönetim değişikliği gündeme gelmektedir. Bu kısır döngü kırılmadığı sürece kulübün istikrarlı bir yükseliş yakalaması güç görünmektedir.Tüm bu tablo, camianın artık daha temel bir soruyu sormasını zorunlu kılmaktadır: Beşiktaş’ta futbolcular neden mutlu olamayıp gitmek istiyor? Teknik yapılanmadaki süreklilik eksikliği, maaş politikalarındaki dengesizlik, sözleşme yönetimindeki zaaflar ve sportif hedeflerden erken kopuş hissi, bu sorunun muhtemel başlıkları arasında yer almaktadır.Bugüne kadarki sportif tablo ve kadro politikası, “başarılı” tanımı için güçlü bir zemin sunmamaktadır. Beşiktaş’ın yeniden iddialı bir konuma gelebilmesi için günü kurtaran hamleler yerine, çekirdek kadroyu koruyan, altyapıyı sistematik biçimde değerlendiren ve transfer stratejisini tek merkezden yöneten uzun vadeli bir futbol aklına ihtiyaç duyduğu açıktır.Aksi hâlde değişen yalnızca isimler olacak; borç artacak, beklentiler düşecek ve hayal kırıklıkları kaçınılmaz biçimde tekrar edecektir…Paralar saçılıyor, sürekli futbolcu alınıyor, gidenleri aratmayacak oyunculara milyonlar harcanıyor ama ortada ne oyun var ne de proje. Bir yerde büyük bir hata var ama kimse dönüp “Nerede yanlış yapıyoruz?” diye sormuyor.Borç almış başını gidiyor. Dikilitaş deniyor, projeler deniyor; oradan gelecek para daha gelmeden bir sürü oyuncuya harcanıyor. Bugün sıradan Anadolu kulüpleri bile artık bizi kendilerine denk görüyor. Beşiktaş sistematik şekilde geriye itiliyor, bunun adına da “yanlış yönetim” deniyor. Seçtiğimiz başkanlar, yönetimler, kongre düzeni… Hepsi bu tablonun sorumlusu.Taraftar aidatıyla, forma alarak, kombine alarak kulübü ayakta tutmaya çalışırken yine yanlış transferleri ve günü kurtarma hamlelerini izliyoruz.Yüksek bedel ödeyerek maça gelen taraftarın, verdiği paranın karşılığını görmek istemesinden daha doğal bir şey olamaz. İnsanlar statta eziyet çekip rezil futbol izlemek için para ödemiyor; mücadele, karakter ve plan görmek istiyor.Seçim döneminde verilen sözlerin, “şeffaflık”, “akılcı transfer”, “borcu azaltma” söylemlerinin hiçbirinin karşılığı ne sahada ne de kasada var. Eskiyi suçlayarak koltuğa oturmak kolaydı; şimdi sorumluluk sizde ve tablo ortada. Dikilitaş gelirleri, projeler, “yeni vizyon” derken ortada ne sürdürülebilir bir futbol aklı var ne de mali disiplin.Sonuç olarak; Beşiktaş bugün yönetilemeyen bir kulüp görüntüsünde. Başkan hesap veremiyor, teknik heyet sorumluluk alamıyor, futbolcular günah keçisi ilan ediliyor. Beşiktaş’ın sorunu oyuncu değil; vizyonsuzluk, liyakatsizlik ve koltuğu koruma derdine düşmüş yöneticilerdir.Sayın Serdal Adalı, bundan evvel 3 kez aday olup kazanamayan bir isimdi. Son seçimde rekor oy almasının tek sebebi, herkesin bu krizden çıkaracağına inanması değildi. Sayın Hasan Arat yönetimine karşı duyulan rahatsızlık nedeniyle oyların büyük kısmını Sayın Serdal Adalı aldı.Sayın Hüseyin Yücel ise Sayın Hasan Arat yönetiminde yer almamış olsaydı, bugün büyük ihtimalle açık farkla başkan seçilmişti.Sayın Serdal Adalı’nın seçimi kazanmak için verdiği vaatlerden aklımızda kalan birkaçını hatırlayalım:“Beşiktaş’ın artık bir saniye bile kaybedecek vakti kalmadı” dedi; biz hâlâ o vaktin gelmesini bekliyoruz.“Futbol takımını ayağa kaldırmak için 2-3 transferi hemen bitirip ligde yukarı çıkıp Avrupa kupalarına katılmak istiyoruz” dedi.“Listemizde 20-23 yaş arasında 72-73 gurbetçi futbolcu var. Bu listeye ağırlık vereceğiz” dedi. Bahsettiği listeden yalnızca bir kişiyi görebildik; o da sezon başında alınan Taylan oldu.“Kimsenin aklının ucundan geçmeyecek futbolcuları alır gelirim” deyip 3 transfer döneminde, kendi mevkisi sol kanat olan bir futbolcu bile alamadı.“11 Mayıs 2025’e kadar Bankalar Birliği’nden çıkacağız” dedi ama aradan 2 yıl geçmesine rağmen hâlâ çıkılamadı.“Havalimanına yakın, tapusu Beşiktaş’a ait olmayan bir yer kazandırıp gelir yaratacağım” diyerek tapu sahipleriyle anlaşıldığını gösteren belgeler sundu. Ancak seçildikten sonra o projeden bir daha hiç söz edilmedi.Bu sezon devre arasının son günlerinde “Kaleci alacağız” dedi. Tuttuğu tek söz bu oldu. Ancak alınan kalecinin durumu ortada. Yeni sezon için yapılacak transferlerin de benzer olması endişe yaratıyor. Mazeret de hazır: “Avrupa’da yokuz, kimse gelmek istemiyor.”Artık boş vaatlere karnımız tok. Geldiğiniz günden beri göstermiş olduğunuz performans ortada. Ligde 2 sezondur ilk üçe giremedik. Türkiye Kupası’nda kendi sahamızda Göztepe ve Konyaspor’a elendik. Avrupa arenasında ise önce UEFA Avrupa Ligi, ardından Konferans Ligi hedefleri dile getirildi; ancak her iki kulvarda da beklentilerin oldukça gerisinde kalındı.Ne var ki başarıya giden yol yalnızca hedef belirlemekle olmuyor; bu hedefi destekleyen doğru kadro mühendisliğiyle mümkün. Bunu da bugüne kadar gerçekleştiremediniz.Masis Kuyumcu Duhuliye.com