Magazin dünyasında adeta bomba etkisi yaratan son olay, kulaktan kulağa yayılmaya devam ediyor sevgili okuyucularımız! Malumunuz, ilişkilerde beklentiler, fedakarlıklar ve "ne kadar düşünceli" sorusu hep gündemde. İşte tam da bu noktada, bir kadının iki ay boyunca evde yalnız kalacak eşi için derin dondurucuyu tıka basa doldurması, sosyal medyayı ve magazin gündemini adeta ikiye böldü! Kimi "aşkın en güzel hali" derken, kimi "bu kadarı da fazla" diyerek dudak büküyor. Gelin, bu tatlı (?) tartışmaya yakından bakalım!
Olayın kahramanları, isimlerini şimdilik saklı tuttuğumuz ama hayatlarına dair detayların merak edildiği "sıradan" bir çiftimiz. Kadın, belirli bir süre şehir dışında olmak zorunda kalınca, evde tek başına kalacak eşi için kolları sıvamış. Ev yapımı yemekler, kahvaltılıklar, atıştırmalıklar… Derin dondurucu adeta bir "hayatta kalma kiti"ne dönüşmüş. İlk bakışta ne kadar düşünceli, ne kadar fedakar bir eş portresi çiziyor değil mi? "Helal olsun!" nidaları yükselirken, işin rengi sosyal medyada dönen yorumlarla değişmeye başladı. "Yetişkin bir erkek iki ay boyunca kendine bakamaz mı?", "Bu aşk mı, yoksa erkeğini pasifize etme çabası mı?", "Kadın gitmeden önce resmen çocuğuna yemek hazırlayan bir anne gibi davranmış" gibi yorumlar, tartışmanın fitilini ateşledi.
Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu hareket modern bir ilişkinin doğal bir parçası mı, yoksa cinsiyet rollerini pekiştiren, erkeğin bağımsızlığını törpüleyen bir tutum mu? Kadınlar bu "fedakarlık" karşısında ne hissetmeli; takdir mi etmeli, yoksa kendi üzerlerindeki yükü hatırlayıp isyan mı etmeli? Erkekler ise bu durumda kendini şanslı mı saymalı, yoksa "bana güvenmiyor mu" diye sorgulamalı mı? Aşkın ve düşünceliliğin dozu nerede bitiyor, kontrol ve aşırı korumacılık nerede başlıyor? Bu tartışma daha çok su kaldırır gibi görünüyor canlarım!
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!