Sıra Jung Kook’ta.
Jung Kook’un yeteneği ve karizması tartışılmaz bir gerçek. Hem bir solo sanatçı hem de pop süper grubu BTS’in altın çocuğu (yani grubun en genç üyesi) olarak Jung Kook, Asyalı sanatçılar adına önemli engelleri aştı.
Spotify’da toplam 10.75 milyar dinlenmeye ulaşarak (ki bu, herhangi bir Asyalı solo sanatçı için kırılmış bir rekor) büyük bir başarıya imza attı; ayrıca duru ve kusursuz tenor sesi sayesinde Rolling Stone’un Tüm Zamanların En İyi 200 Şarkıcısı listesine girerek K-Pop’a global ölçekte bakış açısını değiştirdi.
Şu sıralar son albümleri ARIRANG’ın tanıtımı kapsamında dünya turnesinde olan yedi kişilik BTS’in bir parçası olarak Jung Kook, kendini en canlı hissettiği yer olan sahnede yeniden hünerlerini sergiliyor. Dansçı, şarkıcı ve olağanüstü bir sahne sanatçısı olarak üç yönlü yeteneğiyle öne çıkan ve aynı zamanda Hublot’nun global marka elçisi olan sanatçı; sahneye dönüşünü, diğer BTS üyeleriyle yeniden dans etmenin nasıl bir his olduğunu ve harika bir sanatçı olmanın sadece yetenek değil, aynı zamanda işine tutkuyla adanmışlık gerektirdiğini anlatıyor.
BTS’in dünyaca ünlü sanatçısı ve performansçısı Jung Kook, BAZAAR kamerasının karşısına geçerek bize olağanüstü yaşamına dair bir kesit sunuyor.
Fotoğraf: Yoon Jiyong
Editör: Seo Dongbeom
Röportaj: Son Anna
Editör: Seo Dongbeom
Röportaj: Son Anna
BTS’in Goyang konseri, yani “BTS WORLD TOUR ‘ARIRANG’ IN GOYANG”, daha dün sona erdi. Yaklaşık 4 yıl aradan sonra çıktığınız ilk dünya turnesi bu. Nasıl hissediyorsunuz?
Son konserimizin üzerinden epey zaman geçmişti ve ona büyük bir özenle hazırlanmıştık; bu yüzden herhangi bir özel gerginlik ya da endişe hissetmedim. Yine de kısa bir süreliğine bambaşka bir dünyaya adım atmışım gibi hissettim. Şu an, turneye çıkmayı ve dünyanın dört bir yanındaki ARMY’lerle buluşmayı düşünmek bile beni heyecanlandırıyor. Kesinlikle sahnede dans edip şarkı söylerken ve izleyicilerin tezahüratlarını duyarken kendimi en çok “ben” gibi hissediyorum. Boğazım ağrıdığında, sırılsıklam terlediğimde ve ortalık tam bir karmaşa içindeyken; tuhaftır ki, kendimi en çok o anlarda canlı hissediyorum.
Bu, hem tanışmamız hem de BAZAAR için gerçekleştirdiğimiz ilk kapak çekimiydi. Konsepte bakınca aklıma “sıradışı bir gündelik yaşam” ifadesi geldi; sanki evindeyken bile vaktini alışılmadık şekillerde değerlendiren bir yıldızın kendine has günlük hayatını izliyormuşuz gibi hissettirdi. Çekim nasıldı? Ayrıca setteki tüm ekip çalışanları sizi bir “beyefendi” olarak hatırlıyor.
Çekimle ilgili her şeyi; atmosferi, zamanlamayı ve akışı çok sevdim. Dürüst olmak gerekirse, editoryal çekimler bana genellikle biraz zor gelir; bunlara hiçbir zaman tam anlamıyla alışamamışımdır. Ancak BAZAAR ile yapılan bu çekim, gerçekten çok keyifli bir anıya dönüştü (gülüyor).
Hublot ile olan bağı üzerine
Bu kapak projesine Hublot’un global marka elçisi olarak katıldınız. Hublot ile olan bağınız 2022 Katar Dünya Kupası’na dayanıyor. Hublot resmi zaman tutucuydu ve siz de açılış töreninde “Dreamers” şarkısını seslendirmiştiniz. Tamamen yeni bir futbolsever kitlesinin önünde sahne almak eminim çok özel bir deneyim olmuştur.
Oraya gerçekten büyük bir heyecan ve neşeyle katıldığımı hatırlıyorum. Her şeyden öte, o sahnede yer almak bile başlı başına bir onurdu. Bu vesileyle bana bu fırsatı sunan herkese teşekkür etmek isterim; şayet bir fırsat daha doğarsa, orada yeniden sahne almayı kesinlikle çok isterim.
Hublot’un sanatsal vizyonuyla nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Jung Kook ile Hublot hangi açılardan birbirine benziyor?
Hublot ile benzer bir sanatsal ruha sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Aramızda tuhaf bir yakınlık hissi var. Ben, mantığımdan ziyade kalbimin sesini dinleyerek hareket eden biriyim. Bilgi aktarmaktansa, bir anın hissettirdiklerini yansıtmayı tercih ederim; o ham duyguyu ve atmosferi paylaştığımızı düşünüyorum.
Stüdyo çalışmaları üzerine
BTS, ARIRANG albümünü hazırlarken bir şarkı kampı düzenlemişti. “Sanırım 100 civarında şarkı yazdık. Yemek yedik, egzersiz yaptık, yıkandık, uyuduk ve sadece müzik yapmaya odaklandık,” demiştiniz. Bunun, müzikal gelişiminiz veya bakış açınız açısından bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor musunuz?
Sanırım bakış açım, o anki duruma göre değişiyor. Aynı şekilde, bu şarkı kampı sırasında da çok şey öğrendim ve gördüm. Basitçe ifade etmek gerekirse… Hâlâ kât etmem gereken çok uzun bir yol var. (gülüyor)
“FYA”yı seslendiren Jung Kook ile “Like Animals”ı seslendiren Jung Kook arasında bambaşka bir his var. Ünlü bir vokalist bir keresinde, “Şarkıcı, melodilerle hikâyeler canlandıran bir oyuncudur,” demişti. Peki ya siz? Bu albümdeki tüm şarkıları sadece kendiniz olarak mı söylüyorsunuz, yoksa her bir söz ve melodiye uygun farklı kimliklere mi bürünüyorsunuz? Yoksa bu daha bilinçli bir oyunculuk mu?
Ben pek çok farklı kimliğe sahip biri değilim. Başka bir kimliğe bürünmekten ziyade, bir performans sergilemeye daha yakın bir durum.
Tutku üzerine
“Tutkusuz yaşamaktansa ölmeyi yeğlerim” şeklindeki mottoda olduğu gibi bir şarkıcı olarak kendinizi geliştirme arzunuz sizi buralara kadar getirdi. Sizce büyük bir sanatçı olmada çabanın payı ne kadardır?
Şahsen bunun yarı yarıya yetenek ve çaba işi olduğunu düşünüyorum. Ancak çabanın payının yüzde 50 olması, sadece yüzde 50 oranında çaba göstermen gerektiği anlamına gelmez. O yüzde 50’lik kısmı elde edebilmek için bile yüzde 100’ün üzerinde çaba sarf etmen gerekir.
Göz kamaştırıcı yıldızların bile kişisel endişeleri olsa gerek. Son zamanlarda aklınızı neler meşgul ediyor?
Hmm… Nasıl daha mutlu olabilirim? (gülüyor)
Kaynak: Harper’s BAZAAR
The post BTS’ten Jung Kook, Harper’s BAZAAR’ın Eylül ’26 Sayısının Kapağını Süsledi appeared first on KoreZin.