Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Bir Devrin Sessiz Emektarı: Mehmet Üstünkaya

Magazin Editor

Magazin Habercisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
17,280
Web sitesi
www.magazin.biz.tr
Bazı insanlar vardır; isimleri yüksek sesle anılmaz, haklarında destanlar yazılmaz, heykelleri dikilmez. Fakat bir kurumun hafızasına, bir camianın karakterine sessizce işlenirler. Aradan yıllar geçer, kupalar unutulur, skorlar silinir, tribünlerin sloganları değişir ama onların bıraktığı iz yerinde durur. İşte Beşiktaş'ın eski başkanlarından Mehmet Üstünkaya da böyle isimlerden biriydi.Vefatının üzerinden tam yirmi altı yıl geçti.Bugünün genç Beşiktaşlıları için adı belki birkaç satırlık tarih bilgisinden ibaret olabilir. Ancak siyah-beyazlı kulübün zor zamanlarına tanıklık edenler bilir ki Mehmet Üstünkaya, Beşiktaş'ın sadece başkanlarından biri değil; kulübün ekonomik ve idari anlamda ayakta kalabilmesi için omuz veren fedakâr simalarından biriydi.1970'li yılların sonu ile 1980'li yılların başı, Türk futbolunun sancılı dönemleriydi. Ülke siyasi ve ekonomik çalkantılar içindeydi. Kulüpler ise bugünkü gibi dev bütçelere, televizyon gelirlerine ya da sponsorluk anlaşmalarına sahip değildi. Başkanlık makamı çoğu zaman bir prestijden çok fedakârlık anlamına geliyordu. İşte Mehmet Üstünkaya da böyle bir dönemde sorumluluğun altına elini değil, bütün gövdesini koydu.Beşiktaş'ın mali sıkıntılarla boğuştuğu yıllarda göreve geldi. O günlerde kulübü yönetmek, bugünkü gibi profesyonel ekiplerle değil; çoğu zaman kişisel imkânlarla, dostluklarla ve büyük bir aidiyet duygusuyla mümkün olabiliyordu. Üstünkaya da cebindeki imkânları Beşiktaş için harcamaktan çekinmeyen başkanlar kuşağının temsilcisiydi.Onun başkanlık döneminde Beşiktaş yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, kurumsal yapısını güçlendirme çabalarıyla da anıldı. Çünkü Üstünkaya'nın zihnindeki Beşiktaş, sadece doksan dakika süren bir futbol müsabakasından ibaret değildi. O, semtiyle yaşayan, taraftarıyla nefes alan, kültürüyle büyüyen bir kulüp hayal ediyordu.Bugün Dolmabahçe'den Akaretler'e doğru yürürken hissedilen o köklü aidiyet duygusunun temelinde biraz da o neslin emeği vardır. Şeref Beylerin, Hakkı Yetenlerin açtığı yolda yürüyen yöneticilerden biri olarak Mehmet Üstünkaya, Beşiktaş'ın yalnızca sportif değil ahlaki kimliğini de korumaya çalışan isimler arasında yer aldı.Belki de onun en büyük talihsizliği, Türk futbolunun büyük dönüşümünün hemen öncesinde görev yapmış olmasıydı. Sonraki yıllarda gelen şampiyonluklar, yükselen gelirler ve büyüyen futbol ekonomisi başka isimleri daha görünür hale getirdi. Oysa bugün geriye dönüp bakıldığında, o başarıların üzerine inşa edildiği zeminde Mehmet Üstünkaya gibi görünmeyen emekçilerin izleri açıkça görülür.Beşiktaş tarihine bakıldığında bazı başkanlar kupalarla hatırlanır, bazıları büyük transferlerle, bazıları ise ihtişamlı projelerle... Mehmet Üstünkaya ise daha farklı bir yerde durur. O, zor zamanda direksiyon başına geçen kaptanlardan biridir. Fırtınalı denizde gemiyi limana ulaştıranlar çoğu zaman manşetlere çıkmazlar ama geminin yoluna devam etmesini sağlayan da onlardır.1999 yılında aramızdan ayrıldığında ardında yalnızca bir başkanlık dönemi bırakmadı. Beşiktaşlılık duygusunun para ile ölçülemeyeceğini hatırlatan bir anlayışı da miras bıraktı. Çünkü onun kuşağı için Beşiktaş bir şirket değil, bir aidiyetti. Bir hesap tablosu değil, bir gönül meselesiydi.Bugün Türk futbolu milyon euroların, dev yayın gelirlerinin ve bitmek bilmeyen transfer tartışmalarının arasında yönünü ararken, Mehmet Üstünkaya gibi isimleri hatırlamak belki de geçmişe duyulan bir özlemden fazlasını ifade ediyor. Bu hatırlayış, kulüplerin hangi değerler üzerine kurulduğunu yeniden düşünmek anlamına geliyor.Vefatının yirmi altıncı yılında Mehmet Üstünkaya'yı anarken insanın aklına şu soru geliyor:Acaba bugün Beşiktaş'ın en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir yıldız transfer mi, yoksa Mehmet Üstünkaya'nın temsil ettiği o samimi aidiyet duygusu mu?Belki de cevabı, her maç günü Dolmabahçe'nin rüzgârında dalgalanan siyah-beyaz bayraklar çoktan veriyordur. M. Eyüp Yardımcı / duhuliye.com