Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

🚀 TÜRKİYE'NİN SOSYAL FORUMU

SosyalForum.net'e Katıl!

Gündem • Magazin • Teknoloji • Oyun • Sohbet • Yardımlaşma

💬 📰 🎮 🔥
Foruma Git →

Bir Devre, Üç Gol ve Bambaşka Bir Beşiktaş!

🚀 TÜRKİYE'NİN SOSYAL FORUMU

SosyalForum.net'e Katıl!

Gündem • Magazin • Teknoloji • Oyun • Sohbet • Yardımlaşma

💬 📰 🎮 🔥
Foruma Git →

Magazin Editor

Magazin Habercisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
26,456
Web sitesi
www.magazin.biz.tr
İlk yarı oynadığımız durağan oyunu gördüğümde maçın 0-0 ya da 1-1 berabere biteceğini düşünmüştüm ama ikinci yarı bambaşka bir Beşiktaş izledik. Hoca, oyunu doğru okuyup devre arasında bunu oyunculara anlatarak bize bambaşka bir Beşiktaş izletti.Ama bence ikinci yarı daha etkili olmamız, biraz da Orkun’un sakatlanıp yerine Miretti’nin girmesiyle ilgiliydi. Aman, bu anlattığımdan sakın “Orkun kötüydü” anlamını çıkarmayın. Demek istediğim şu: Vlahovic sakatlandığı için bugün Oh ilk 11’de başladı. Neredeyse her maç Vlahovic ile Orkun’un müthiş uyumundan bahsederim. Bu maçta ise Orkun, Oh ile Vlahovic kadar uyumlu olamadı. Bence Orkun sakatlanıp çıktıktan sonra Oh’un iki gol atmasında bunun da etkisi vardı.Bazen bazı oyuncular birbirinin ne yapacağını bilir. İşte Vlahovic-Orkun uyumu da öyleydi. Hatta Vlahovic geldikten sonra, her şeyi yapmaya çalışan geçen sezonki Orkun yerine sadece görevini yapan bir Orkun izlemeye başladık. Bugün bilmiyorum, dikkat ettiniz mi? Vlahovic yokken Orkun yine her şeyi yapmaya çalıştı ve sonunda da sakatlandı. Ben kısaca ikinci yarıdaki farklı oyunu kendimce buna, yani Oh ile Orkun arasındaki uyum eksikliğine ve Orkun’un çıkmasıyla Oh’un kendini bulmasına bağlıyorum.Rakip Hoffenheim, ön alan baskısını iyi yapan bir takımmış ama ilk yarı onlar da durgundu. İkinci yarı biz gol attıktan sonra iyi yaptıkları o ön alan baskısına başlayıp skoru hemen 1-1’e getirdiler. Biz gol attıkça onlar da gol buldu. Neyse ki korktuğum gibi skor 3-3 olmadı ve maç 3-2 bitti.Genel olarak senelerdir hem Türkiye Millî Takımı’nda hem de kendi futbol kulüplerimizde biz topa sahip olup atak yapar, pozisyon üretiriz; rakip ise sadece bir pozisyona girip golü atan taraf olurdu. Bu sefer de biz 1-0 öndeyken, onların az sayıda pozisyonu varken bu pozisyonlardan birini gole çevirip maçı 1-1’e getirdiklerinde yine aynı senaryo yaşanacak sandım ama neyse ki korktuğum olmadı.Bugün duran toptan, kontraataktan ve organize ataktan üç farklı şekilde gol bulduk. En çok da buna seviniyorum.İlk golümüz duran top organizasyonundan geldi. Bence paslaşarak kullandığımız bu korner, antrenmanda özel olarak çalışılmıştı. Köşe vuruşunu kullandık, Trossard topu aldı, Ndidi topukla topu kalabalığın arasına çıkardı. Devamında topu önünde bulan Murillo golü attı.İkinci golümüz kontraataktan gelişti. Olaitan’ın müthiş pasını Hyeon gole çevirdi. Üçüncü golümüz ise organize ataktan geldi. İlhan’ın pasını Oh ağlara gönderdi.İlk yarı sonunda yorumlarda İlhan Fakılı acımasızca eleştirilmişti ama neyse ki ikinci yarı asist yaparak kalitesini gösterdi. İlhan, Cerny’nin sakatlığı sebebiyle sol kanat oyuncusu olmasına rağmen sağ kanatta görev yaptı ve buna rağmen asist yaptı. Eleştirirken bu mevki farkını göz ardı etmeyin.Millî Takım’ın bir maçında Ferdi sağ bek oynamıştı ve sahada adeta yok olmuştu. İkinci yarı sol beke geçince kendine gelmişti.Bu arada Italiano’nun, Cerny’nin yokluğunda ezbere sağ kanat oyuncusu olan Poku’ya değil de sol kanat oyuncusu olan İlhan’a sağda görev vermesi, Italiano’nun oyun görüşünün ne kadar geniş olduğunun göstergesiydi.Ayrıca rakibin biz gol attıkça gol bulmasına karşı hocanın son anlarda üç stoperle oynaması, birden sahada Ümit Akdağ’ın peyda olması, gerçekten hocanın oyun aklının olduğunun göstergesiydi.Bugün Agbadou hata da yaptı ama çok kritik kurtarışları da oldu. Murillo bir gol, Oh iki gol attı; Olaitan asist yaptı. Hepsi de devre arasında Sergen Hoca sayesinde bize gelmişti.İşte “doğru” —bakın, mükemmel değil, “doğru”— tek bir transfer dönemi bile Beşiktaş’ı ayağa kaldırmaya nasıl da yetti!Tez elden Abraham’ı gönderip maliyeti düşünen, yerine Oh’u alan; ayrıca Murillo, Olaitan ve Agbadou gibi boşuna yapılmamış transferlerle kendini değil, Beşiktaş’ı düşünen Sergen Hoca’ya teşekkürler.Beşiktaş, doğru işler yapmaya Sergen Hoca’yı getirerek başladı ve hâlâ da doğru işler yapmaya devam ediyor. İşte Sergen Hoca’yı da zaten bu sebeple çok desteklemiştim. Mükemmel oyun aklı olduğu için değil, doğru transferlerde sözünü geçirebilecek yegâne teknik direktör olduğu için.Trossard, asist yapmasa da gol atmasa da eğer maçta varsa tek başına maç kazandıracak kadar zeki bir oyuncu. Pas kalitesiyle, her topa koşmasıyla ben bu sezon bazen maçı değil, sadece Trossard’ı izliyorum.Bugün istatistiklere bakmadım ama ilk yarı ilk kez onun bile pasları ve ortaları isabetsizdi. Ancak ikinci yarı daha etkiliydi ve golde büyük payı vardı.Son olarak Hoffenheim’daki Beşiktaş taraftarına çok teşekkür ediyorum. Kameralar gözlerini sizlerden alamadı, ben de gözlerimi ve kulaklarımı sizlerden alamadım.Büyük gururdu bu görüntüler; hem Beşiktaş hem de Türkiye adına.Berna Özsoy / duhuliye.com www.duhuliye.comSosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!twitter - instagram - youtube - tiktok - facebookDuhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026