Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Beşiktaş’ta Üç Puan Var, Fakat Asıl Mesele Oyunun Kendisi

Magazin Editor

Magazin Habercisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
20,571
Web sitesi
www.magazin.biz.tr
Beşiktaş, Süper Lig’in kapısını Eyüpspor karşısında 1-0’lık galibiyetle açtı. Tabela, siyah-beyazlı takımın hanesine üç puanı yazdı. Cerny’nin 25. dakikada attığı gol, Dolmabahçe’nin gecesine galibiyet müziğini bıraktı. Fakat futbol yalnızca tabeladan ibaret değildir. Hele Beşiktaş gibi tarihinin önemli bölümünü “nasıl kazandığı” üzerinden anlatmış bir takım için hiç değildir. Bu maçın asıl sorusu, Beşiktaş kazandı mı? değil. Asıl soru şudur: Beşiktaş nasıl oynadı ve bu oyun sezon boyunca nereye kadar taşınabilir? Çünkü Eyüpspor karşısında alınan 1-0’lık sonuç, yeni Beşiktaş’ın henüz tamamlanmamış bir takım olduğunu gösterdi. Ve belki de en önemlisi, bu takımın bir oyun fikrine sahip olduğunu fakat o fikri henüz 90 dakikaya yayamadığını gösterdi. Oyunun en güzel tarafı: Kontrol duygusu Beşiktaş'ın maçtaki en önemli artılarından biri, oyunun belirli bölümlerinde kontrolü rakibine bırakmamasıydı. Özellikle top rakipteyken takımın mesafelerini korumaya çalışması, savunma ile orta saha arasındaki kopukluğun geçmiş dönemlere göre daha az olması dikkat çekiciydi. Bu, Italiano'nun futbolunda önemli. Çünkü İtalyan teknik adamın oyununda sadece topa sahip olmak değil, top kaybedildiği anda takımın yeniden şekillenmesi de büyük önem taşıyor. Beşiktaş zaman zaman bunu yaptı. Top kaybedildiğinde oyuncuların birbirinden kopmak yerine yeniden pozisyon almaya çalışması, takımın savunma organizasyonunun tesadüfi olmadığını gösterdi. Bu, henüz mükemmel bir yapı değil. Ama bir yapı arayışı olduğu açık. Cerny yalnızca gol atmadı, oyunun kapısını açtı Vaclav Cerny'nin golü elbette gecenin skor açısından en önemli anıydı. Ancak Cerny'nin değeri yalnızca tabelaya yazılan golde değil. Çünkü Beşiktaş'ın hücumda ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, savunma hattının karşısında duran rakibe karşı denge bozabilecek oyuncular. Cerny bu özelliklerden bazılarını taşıyor. Topu ayağına aldığında oyunun yönünü değiştirebiliyor, bire birde rakibini zorlayabiliyor ve hücumun statikleştiği anlarda hareket getirebiliyor. 51. dakikada kullandığı frikiğin direkten dönmesi de gecenin bir başka önemli anıydı. Fakat burada bir parantez açmak gerekiyor: Beşiktaş'ın Cerny'ye bu kadar bağımlı bir hücum düzenine dönüşmemesi gerekiyor. Bir takımın hücum planı tek bir oyuncunun yaratıcılığına yaslanıyorsa, o oyuncu durduğunda takımın da nefesi kesilir. Beşiktaş'ın bundan sonraki aşaması, Cerny'nin ürettiği alanları başka oyuncuların da kullanabilmesi olmalı. Olaitan'ın enerjisi, Beşiktaş'ın karakter arayışına iyi geliyor Maçın olumlu taraflarından biri de Olaitan'ın oyuna kattığı enerji oldu. Bu yalnızca koşmakla açıklanabilecek bir durum değil. Olaitan, topun olduğu bölgeye gitmeye çalışan, rakibe baskı yapabilen, ikinci topları kovalamaktan çekinmeyen bir oyuncu görüntüsü verdi. Modern futbolda bazı oyuncular istatistiklerden önce oyunun temposunu değiştirir. Olaitan'ın Beşiktaş için böyle bir oyuncuya dönüşme ihtimali var. Ancak onun da gelişmesi gereken taraflar bulunuyor. Enerji tek başına yetmez. Doğru zamanda doğru pozisyonu almak, presin yönünü belirlemek ve top ayağındayken oyunun devamlılığını sağlamak, onun bir sonraki basamağı olacaktır. Beşiktaş'ın en önemli eksiği: Hücum sürekliliği Maçın siyah-beyazlılar açısından en önemli problemi burada ortaya çıktı. Beşiktaş, zaman zaman rakip kaleye yaklaşmasına rağmen 90 dakikaya yayılan bir hücum baskısı oluşturamadı. Özellikle rakip savunmanın yerleştiği anlarda topun dolaşımı zaman zaman yavaşladı. Orta saha ile hücum hattı arasında bağlantı kopunca Beşiktaş'ın oyunu kanatlara ve bireysel üretime sıkıştı. Bu nedenle siyah-beyazlı takımın hücumlarında bazı bölümlerde aynı görüntüyü gördük: Top geriden çıkıyor… Orta saha topu alıyor…Fakat son bölgede yeterli hareket olmayınca hücum yeniden başlıyor. İşte burada Beşiktaş'ın 9 numara meselesi daha da önemli hale geliyor. Çünkü kaliteli bir santrfor yalnızca gol atmaz. Savunma hattını geriye iter. Stoperleri üzerine çeker. Kanatlara alan açar. Orta saha oyuncularına pas koridoru yaratır. Ve en önemlisi, takımın hücumunu bir hedef noktasında toplar. Italiano'nun Beşiktaş'ı ne yapmak istiyor? Eyüpspor karşılaşmasından çıkan en önemli sonuçlardan biri de bu. Italiano'nun Beşiktaş'ı, klasik anlamda “topu verelim, sonra hızlı çıkalım” takımından ziyade, topun ve alanın kontrolünü birlikte isteyen bir yapıya doğru ilerliyor. Bu modelin başarılı olabilmesi için üç şey gerekiyor: Bir: Savunma çizgisinin doğru kurulması. İki: Orta sahanın oyunun iki yönünü oynayabilmesi. Üç: Hücum hattının topa sahip olmayı anlamlı pozisyonlara dönüştürebilmesi. Eyüpspor karşısında bunların ilk ikisine dair işaretler vardı. Üçüncüsü ise henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadı. Savunma iyi ama alarm sistemi çalışmalı Beşiktaş'ın savunmada olumlu tarafı, takımın genel olarak kompakt kalmaya çalışmasıydı. Fakat bazı anlarda savunma arkasına ve kenarlara verilen alanlar, daha kaliteli rakipler karşısında ciddi probleme dönüşebilir. Avrupa maçlarında bunun bedeli daha ağır olur. Eyüpspor'un hücum gücüyle Avrupa seviyesindeki rakipleri aynı kefeye koyamayız. Dolayısıyla Beşiktaş'ın ligde zaman zaman tolere edebildiği savunma hataları, Avrupa'da doğrudan pozisyon ve gol olarak geri dönebilir. Burada savunmanın bireysel kalitesinden çok takım boyunun doğru tutulması önem kazanıyor. Beşiktaş savunmayı yalnızca dört oyuncunun işi olmaktan çıkarıp bütün takımın savunması haline getirmeli. Bir başka önemli artı: Maçı kazanmayı bilmek Futbolda bazen iyi oynamak yetmez. Bazen kötü oynadığınız dakikalarda da oyunun içinde kalmanız gerekir. Beşiktaş'ın Eyüpspor karşısında bunu başarması önemli. Skor 1-0 olduktan sonra takımın tamamen dağılmaması, oyunun kontrolünü mümkün olduğunca elinde tutması ve galibiyeti koruması, sezonun başlangıcı açısından değerli. Çünkü yeni kurulmuş takımlar için ilk haftalarda mükemmel futbol değil, doğru alışkanlıkların oluşması daha önemlidir. Beşiktaş henüz mükemmel değil. Ama tamamen kimliksiz de değil. Bu ikisi arasında çok büyük fark var. Trossard ve Nübel gibi yeni isimler ne getirecek? Eyüpspor karşılaşması aynı zamanda yeni transferlerin Süper Lig sahnesindeki ilk sınavlarından biriydi. Salih Özcan, İlhan Fakılı, Leandro Trossard ve Alexander Nübel ilk lig maçlarında forma giydi. Bu oyuncuların takıma tamamen yerleşmesiyle Beşiktaş'ın oyununda başka bir katman oluşabilir. Özellikle Trossard gibi çizgi ile merkez arasında hareket edebilen, hücum aklını çeşitlendirebilecek bir oyuncunun sisteme tam olarak dahil olması, Beşiktaş'ın üretkenliğini artırabilir. Nübel ise yalnızca kalecilik yapmayacaksa, geriden oyun kurulumunun önemli parçalarından biri haline gelebilir. Bu nedenle Eyüpspor maçı Beşiktaş'ın bitmiş halini değil, provasını gösterdi. Peki Beşiktaş'ın bu oyunu Avrupa'ya yeter mi? Şimdilik hayır. Ama geliştirilebilir. Beşiktaş'ın Avrupa'da başarılı olabilmesi için Eyüpspor karşısında gördüğümüz kontrollü oyuna daha fazla hücum kalitesi eklemesi gerekiyor. Çünkü Avrupa'da rakip, Beşiktaş'ın topu dolaştırmasına izin verebilir. Ama ceza sahasına girmesine izin vermeyecektir. Beşiktaş'ın topa sahip olmakla pozisyon üretmek arasındaki farkı kapatması gerekiyor. İşte sezonun kaderini belirleyecek çizgi burada. Ve son söz… Beşiktaş lige üç puanla başladı. Bu küçümsenecek bir şey değil. Ama Beşiktaş'ın gerçek sınavı üç puanı almak değil, üç puanı hangi oyunla aldığıdır. Eyüpspor karşısında Beşiktaş bize şunu söyledi: “Ben artık bir şeyler inşa etmeye çalışıyorum.” Fakat henüz şu cümleyi söyleyecek kadar hazır değil:“Ben kim olduğumu biliyorum.” İşte Italiano'nun önündeki asıl görev bu. Beşiktaş'ın yeniden bir futbol takımı olması değil yalnızca… Kendi futbolunu oynayan bir Beşiktaş olması. Çünkü Dolmabahçe'de skor tabelası 1-0'ı yazabilir. Fakat tribünler, futbolun başka bir tabelasına bakar: Takımın kimliği. Ve Beşiktaş'ın bu sezon kazanması gereken en büyük maç, belki de önce kendi kimliğine karşı oynadığı o maçtır. Mehmet Eyüp YardımcıDuhuliye.comwww.duhuliye.comSosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!twitter - instagram - youtube - tiktok - facebookDuhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026
 

Magazin Editor

Magazin Habercisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
20,571
Web sitesi
www.magazin.biz.tr
Beşiktaş, Süper Lig’in kapısını Eyüpspor karşısında 1-0’lık galibiyetle açtı. Tabela, siyah-beyazlı takımın hanesine üç puanı yazdı. Cerny’nin 25. dakikada attığı gol, Dolmabahçe’nin gecesine galibiyet müziğini bıraktı. Fakat futbol yalnızca tabeladan ibaret değildir. Hele Beşiktaş gibi tarihinin önemli bölümünü “nasıl kazandığı” üzerinden anlatmış bir takım için hiç değildir. Bu maçın asıl sorusu, Beşiktaş kazandı mı? değil. Asıl soru şudur: Beşiktaş nasıl oynadı ve bu oyun sezon boyunca nereye kadar taşınabilir? Çünkü Eyüpspor karşısında alınan 1-0’lık sonuç, yeni Beşiktaş’ın henüz tamamlanmamış bir takım olduğunu gösterdi. Ve belki de en önemlisi, bu takımın bir oyun fikrine sahip olduğunu fakat o fikri henüz 90 dakikaya yayamadığını gösterdi. Oyunun en güzel tarafı: Kontrol duygusu Beşiktaş'ın maçtaki en önemli artılarından biri, oyunun belirli bölümlerinde kontrolü rakibine bırakmamasıydı. Özellikle top rakipteyken takımın mesafelerini korumaya çalışması, savunma ile orta saha arasındaki kopukluğun geçmiş dönemlere göre daha az olması dikkat çekiciydi. Bu, Italiano'nun futbolunda önemli. Çünkü İtalyan teknik adamın oyununda sadece topa sahip olmak değil, top kaybedildiği anda takımın yeniden şekillenmesi de büyük önem taşıyor. Beşiktaş zaman zaman bunu yaptı. Top kaybedildiğinde oyuncuların birbirinden kopmak yerine yeniden pozisyon almaya çalışması, takımın savunma organizasyonunun tesadüfi olmadığını gösterdi. Bu, henüz mükemmel bir yapı değil. Ama bir yapı arayışı olduğu açık. Cerny yalnızca gol atmadı, oyunun kapısını açtı Vaclav Cerny'nin golü elbette gecenin skor açısından en önemli anıydı. Ancak Cerny'nin değeri yalnızca tabelaya yazılan golde değil. Çünkü Beşiktaş'ın hücumda ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, savunma hattının karşısında duran rakibe karşı denge bozabilecek oyuncular. Cerny bu özelliklerden bazılarını taşıyor. Topu ayağına aldığında oyunun yönünü değiştirebiliyor, bire birde rakibini zorlayabiliyor ve hücumun statikleştiği anlarda hareket getirebiliyor. 51. dakikada kullandığı frikiğin direkten dönmesi de gecenin bir başka önemli anıydı. Fakat burada bir parantez açmak gerekiyor: Beşiktaş'ın Cerny'ye bu kadar bağımlı bir hücum düzenine dönüşmemesi gerekiyor. Bir takımın hücum planı tek bir oyuncunun yaratıcılığına yaslanıyorsa, o oyuncu durduğunda takımın da nefesi kesilir. Beşiktaş'ın bundan sonraki aşaması, Cerny'nin ürettiği alanları başka oyuncuların da kullanabilmesi olmalı. Olaitan'ın enerjisi, Beşiktaş'ın karakter arayışına iyi geliyor Maçın olumlu taraflarından biri de Olaitan'ın oyuna kattığı enerji oldu. Bu yalnızca koşmakla açıklanabilecek bir durum değil. Olaitan, topun olduğu bölgeye gitmeye çalışan, rakibe baskı yapabilen, ikinci topları kovalamaktan çekinmeyen bir oyuncu görüntüsü verdi. Modern futbolda bazı oyuncular istatistiklerden önce oyunun temposunu değiştirir. Olaitan'ın Beşiktaş için böyle bir oyuncuya dönüşme ihtimali var. Ancak onun da gelişmesi gereken taraflar bulunuyor. Enerji tek başına yetmez. Doğru zamanda doğru pozisyonu almak, presin yönünü belirlemek ve top ayağındayken oyunun devamlılığını sağlamak, onun bir sonraki basamağı olacaktır. Beşiktaş'ın en önemli eksiği: Hücum sürekliliği Maçın siyah-beyazlılar açısından en önemli problemi burada ortaya çıktı. Beşiktaş, zaman zaman rakip kaleye yaklaşmasına rağmen 90 dakikaya yayılan bir hücum baskısı oluşturamadı. Özellikle rakip savunmanın yerleştiği anlarda topun dolaşımı zaman zaman yavaşladı. Orta saha ile hücum hattı arasında bağlantı kopunca Beşiktaş'ın oyunu kanatlara ve bireysel üretime sıkıştı. Bu nedenle siyah-beyazlı takımın hücumlarında bazı bölümlerde aynı görüntüyü gördük: Top geriden çıkıyor… Orta saha topu alıyor…Fakat son bölgede yeterli hareket olmayınca hücum yeniden başlıyor. İşte burada Beşiktaş'ın 9 numara meselesi daha da önemli hale geliyor. Çünkü kaliteli bir santrfor yalnızca gol atmaz. Savunma hattını geriye iter. Stoperleri üzerine çeker. Kanatlara alan açar. Orta saha oyuncularına pas koridoru yaratır. Ve en önemlisi, takımın hücumunu bir hedef noktasında toplar. Italiano'nun Beşiktaş'ı ne yapmak istiyor? Eyüpspor karşılaşmasından çıkan en önemli sonuçlardan biri de bu. Italiano'nun Beşiktaş'ı, klasik anlamda “topu verelim, sonra hızlı çıkalım” takımından ziyade, topun ve alanın kontrolünü birlikte isteyen bir yapıya doğru ilerliyor. Bu modelin başarılı olabilmesi için üç şey gerekiyor: Bir: Savunma çizgisinin doğru kurulması. İki: Orta sahanın oyunun iki yönünü oynayabilmesi. Üç: Hücum hattının topa sahip olmayı anlamlı pozisyonlara dönüştürebilmesi. Eyüpspor karşısında bunların ilk ikisine dair işaretler vardı. Üçüncüsü ise henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadı. Savunma iyi ama alarm sistemi çalışmalı Beşiktaş'ın savunmada olumlu tarafı, takımın genel olarak kompakt kalmaya çalışmasıydı. Fakat bazı anlarda savunma arkasına ve kenarlara verilen alanlar, daha kaliteli rakipler karşısında ciddi probleme dönüşebilir. Avrupa maçlarında bunun bedeli daha ağır olur. Eyüpspor'un hücum gücüyle Avrupa seviyesindeki rakipleri aynı kefeye koyamayız. Dolayısıyla Beşiktaş'ın ligde zaman zaman tolere edebildiği savunma hataları, Avrupa'da doğrudan pozisyon ve gol olarak geri dönebilir. Burada savunmanın bireysel kalitesinden çok takım boyunun doğru tutulması önem kazanıyor. Beşiktaş savunmayı yalnızca dört oyuncunun işi olmaktan çıkarıp bütün takımın savunması haline getirmeli. Bir başka önemli artı: Maçı kazanmayı bilmek Futbolda bazen iyi oynamak yetmez. Bazen kötü oynadığınız dakikalarda da oyunun içinde kalmanız gerekir. Beşiktaş'ın Eyüpspor karşısında bunu başarması önemli. Skor 1-0 olduktan sonra takımın tamamen dağılmaması, oyunun kontrolünü mümkün olduğunca elinde tutması ve galibiyeti koruması, sezonun başlangıcı açısından değerli. Çünkü yeni kurulmuş takımlar için ilk haftalarda mükemmel futbol değil, doğru alışkanlıkların oluşması daha önemlidir. Beşiktaş henüz mükemmel değil. Ama tamamen kimliksiz de değil. Bu ikisi arasında çok büyük fark var. Trossard ve Nübel gibi yeni isimler ne getirecek? Eyüpspor karşılaşması aynı zamanda yeni transferlerin Süper Lig sahnesindeki ilk sınavlarından biriydi. Salih Özcan, İlhan Fakılı, Leandro Trossard ve Alexander Nübel ilk lig maçlarında forma giydi. Bu oyuncuların takıma tamamen yerleşmesiyle Beşiktaş'ın oyununda başka bir katman oluşabilir. Özellikle Trossard gibi çizgi ile merkez arasında hareket edebilen, hücum aklını çeşitlendirebilecek bir oyuncunun sisteme tam olarak dahil olması, Beşiktaş'ın üretkenliğini artırabilir. Nübel ise yalnızca kalecilik yapmayacaksa, geriden oyun kurulumunun önemli parçalarından biri haline gelebilir. Bu nedenle Eyüpspor maçı Beşiktaş'ın bitmiş halini değil, provasını gösterdi. Peki Beşiktaş'ın bu oyunu Avrupa'ya yeter mi? Şimdilik hayır. Ama geliştirilebilir. Beşiktaş'ın Avrupa'da başarılı olabilmesi için Eyüpspor karşısında gördüğümüz kontrollü oyuna daha fazla hücum kalitesi eklemesi gerekiyor. Çünkü Avrupa'da rakip, Beşiktaş'ın topu dolaştırmasına izin verebilir. Ama ceza sahasına girmesine izin vermeyecektir. Beşiktaş'ın topa sahip olmakla pozisyon üretmek arasındaki farkı kapatması gerekiyor. İşte sezonun kaderini belirleyecek çizgi burada. Ve son söz… Beşiktaş lige üç puanla başladı. Bu küçümsenecek bir şey değil. Ama Beşiktaş'ın gerçek sınavı üç puanı almak değil, üç puanı hangi oyunla aldığıdır. Eyüpspor karşısında Beşiktaş bize şunu söyledi: “Ben artık bir şeyler inşa etmeye çalışıyorum.” Fakat henüz şu cümleyi söyleyecek kadar hazır değil:“Ben kim olduğumu biliyorum.” İşte Italiano'nun önündeki asıl görev bu. Beşiktaş'ın yeniden bir futbol takımı olması değil yalnızca… Kendi futbolunu oynayan bir Beşiktaş olması. Çünkü Dolmabahçe'de skor tabelası 1-0'ı yazabilir. Fakat tribünler, futbolun başka bir tabelasına bakar: Takımın kimliği. Ve Beşiktaş'ın bu sezon kazanması gereken en büyük maç, belki de önce kendi kimliğine karşı oynadığı o maçtır. Mehmet Eyüp YardımcıDuhuliye.comwww.duhuliye.comSosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!twitter - instagram - youtube - tiktok - facebookDuhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026