Magazin Editor
Magazin Habercisi
Ergin Aslan:Hoca , sene başında “Hedefler yoktu, ciddi hedefler yoktu” dedi ya… Maçtan sonraki demeçleri de bunun bir devamı gibiydi. Şimdi sahadaki performansı ayrı değerlendiriyorsun, takımın oyununu eleştiriyorsun. Ama maç bittikten sonra ikinci bir maç başlıyor. Sahadaki futbolun dışında, Beşiktaş teknik heyeti ve futbolcuların verdiği mücadelenin ardından bu kez açıklamalar üzerinden başka bir tartışma alanı oluşuyor. Hocanın demeçleriyle karşıt görüşlerin maçı başlıyor. İşte insanı yoran da bu. Bir maç 90 dakikada bitiyor ama diğeri günlerce sürüyor ve herkesi yoruyor.Şu an sağlıklı bir ortam olduğunu söylemek zor. Aslında bu sağlıksız ortam uzun zamandır bağıra bağıra geliyordu. Biraz göz göre göre lades oldu diyebiliriz. Hoca dün konsantrasyon eksikliğinden bahsetti. Hatta “Takım ilk yarı tatile gitmiş gibiydi, ikinci yarı tatilden çağırdık” dedi.Peki burada ne yapılmalı?Şöyle bir gerçek var; oyuncu grubunun performansından da mental durumundan da teknik heyet sorumludur. Psikolojide buna “yansıtma” ya da “projeksiyon” denir. Yani kişinin kendi eksiklerini, yetersizliklerini veya çözemediklerini kabul etmek yerine dış etkenlerde sebep araması.Hoca da “Ben kalayım, bunu çözeriz” diyor. Ama çözümün ilk adımı sorunu kabul etmektir. Doğru teşhisi koymadan doğru çözüm üretemezsin. Doktora gitmemizin sebebi de bu değil mi? Baş ağrısında rastgele yöntemlerle değil, nedenini öğrenerek hareket edersin. Susuzluktan mı, tansiyondan mı, başka bir sağlık probleminden mi kaynaklanıyor bilmeden çözüm bulamazsın.Futbolda da durum farklı değil. Sorunun kaynağını doğru tespit edemezsen, sürekli dışarıda sebep ararsan doğru sonuca ulaşamazsın.Beşiktaş özelinde “oyuncular tatile çıkmış” söylemini tek bir oyuncu için söylesen anlaşılır. Dersin ki risk almak istemiyor, Dünya Kupası’na hazırlanıyor ya da erken tatile çıkmak istiyor. Ama takım genelinde bir düşüş varsa, bu sadece oyuncular üzerinden açıklanabilir mi? Teknik heyetten tamamen bağımsız düşünülebilir mi?Bakın, Beşiktaş son 7 maçta sadece 2 galibiyet aldı. Arada da kupada Konyaspor’a elendi. Hatta o eleniş, belki de bu seriden daha önemliydi. Yani toplamda son 8 maçın sadece 2’sini kazanmış bir takım var ortada.Bu tablo da doğal olarak Sergen Yalçın’ın “Önümüzdeki sezon toparlayacağız, birkaç transfer dönemi sonrası daha farklı olacağız” söylemlerini soru işaretli hale getiriyor.Üstelik Sergen Yalçın, Abdullah Avcı’dan takımı devraldığında da kusursuz bir kadro yoktu. Camia yine zor süreçlerden geçiyordu ama toparlanmıştı. Bu sezon da kampı o yapmadı, transferleri o gerçekleştirmedi ama sonuçta sezonun başına yakın bir dönemde takımın başına geçti.Diğer örneklere bakıyorsun; Recep Uçar Rizespor’a geldi ve toparladı. İlhan Palut geldi, Konyaspor’u kupada finale taşıdı. Sürekli kadro bahanesine sığınmadılar.Şimdi sorulması gereken şu: Beşiktaş’ın kadrosu, Çaykur Rizespor ve Konyaspor’dan daha mı kötü? Yoksa teknik adam dokunuşuna cevap vermeyecek bir oyuncu grubu mu var?O yüzden burada “yansıtma” meselesini önemsiyorum. Önce sorunu kabul etmek lazım ki çözüme odaklanılsın. Sürekli dışarıda sebep aramak ise biraz kusursuzluk atfetmeye dönüşüyor.Oysa kusursuz kimse yok. Teknik direktör de hata yapar. Biz yorumcular da hata yapıyoruz. Eleştiriyoruz, doğal olarak eleştiriliyoruz da. Önemli olan o eleştiriden bir şey çıkarabilmek.Mükemmel teknik adam yok. Mükemmel hamleler, kusursuz antrenmanlar, eksiksiz taktikler de yok. Ama eksiklerini kabul etmeden onları düzeltme şansın da yok.Duhuliye.com