Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Beşiktaş’ın Meselesi Teknik Direktör Değil, Ruhunu Kaybetmiş Olmasıdır

Magazin Editor

Magazin Habercisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
17,302
Web sitesi
www.magazin.biz.tr
Beşiktaş bazen bir futbol kulübü değildir.Bazen eski bir İstanbul sokağıdır.Bir sabah vakti çay buharıdır.Bir vapur düdüğüdür.Dolmabahçe’de rüzgâr yiyen siyah-beyaz bir atkıdır.Ve bazen de kaybettiği bir şeyi arayan yaşlı bir adam gibi dolaşır memleketin futbol meydanlarında…Bugünlerde Beşiktaş tam da öyle dolaşıyor.Sergen Yalçın gitti.Arkasından Serkan Reçber ayrıldı.Şimdi yönetim yeni bir teknik direktör arıyor.Gazeteler her sabah başka isim yazıyor.Avrupa’dan teknik adamlar…Yerli adaylar…Menajer önerileri…Görüşmeler…Temaslar…Olumsuz sonuçlar…Fakat asıl mesele ne biliyor musunuz?Beşiktaş’ın bugün en büyük problemi teknik direktör bulamaması değil.Beşiktaş’ın artık eski ağırlığını kaybetmeye başlamasıdır.Eskiden büyük kulüpler teknik adam seçerdi.Şimdi bazı teknik adamlar Beşiktaş’ı bekletiyor.İşte camianın canını yakan yer tam burası.Çünkü Beşiktaşlı’nın hafızasında başka bir kulüp vardır.Bir zamanlar futbolcuların formasını giymek için maaş konuşmadan geldiği…Teknik direktörlerin “Beşiktaş çağırdıysa gidilir” dediği…İnönü Stadı’nın betonundan bile karakter aktığı günler vardı.Şimdi ise ortada bir kararsızlık havası dolaşıyor.Bir isim çıkıyor.Olmuyor.Başka isim geliyor.O da olmuyor.Kulüp sanki kendi kaderine karar veremeyen büyük bir gemi gibi…Dümende çok adam var ama rota yok.İşte taraftarın sabrı burada tükeniyor.Çünkü Beşiktaş taraftarı mağlubiyete bazen dayanır.Parasızlığa da dayanır.Transfer yapamamaya da sabreder.Ama kimlik kaybına dayanamaz.Beşiktaş’ın asıl korkusu budur.“Sıradanlaşmak…”Futbolda bazı ölümler sessiz olur.Bir kulüp bir anda batmaz.Önce ağırlığını kaybeder.Sonra cümlelerin içindeki yerini…Sonra rakiplerin gözündeki korkuyu…En sonunda da kendi insanının inancını…Bugün camiada yükselen ses tam olarak şudur:“Sabır tamam da… Neyi bekliyoruz?”Haklı bir soru.Çünkü Beşiktaş’ın artık zamana değil, karara ihtiyacı var.Fakat burada çok önemli bir yanlış yapılıyor.Herkes teknik direktör konuşuyor.Kimse futbol aklı konuşmuyor.Oysa Beşiktaş’ın yıllardır eksik olan şeyi budur:Süreklilik.Bir sezon başka proje…Ertesi sezon başka sistem…Sonra başka teknik adam…Başka transfer politikası…Başka umutlar…Başka hayal kırıklıkları…Büyük kulüp böyle yönetilmez.Büyük kulüp önce kendi oyun aklını kurar.Teknik direktör onun parçası olur.Bugün Avrupa’daki büyük kulüplere bakın.Başarı teknik adamdan önce organizasyondan doğuyor.Kulübün bir futbol kimliği oluyor.Scout sistemi oluyor.Altyapı planı oluyor.Transfer aklı oluyor.Beşiktaş ise yıllardır günü kurtarmaya çalışıyor.Bir dönem yıldız transferine sarılıyor.Bir dönem gençleşmeye…Bir dönem yerliye…Bir dönem yabancıya…Ama hiçbirini tam yapamıyor.Çünkü kulübün omurgası eksik.Önder Özen’in gelişi bu yüzden önemli olabilir.Çünkü Türkiye’de futbolu yalnızca saha kenarından değil, yapısal olarak okumaya çalışan az sayıdaki isimlerden biridir.Futbolun yalnızca transferle değil, akılla yönetileceğini bilen insanlardan biridir.Ama mesele yine aynı yere çıkıyor:Eğer Önder Özen de yalnız bırakılırsa…Eğer yine günlük reflekslerle karar alınırsa…Eğer sosyal medya baskısı futbol aklının önüne geçerse…Hiçbir şey değişmez.Beşiktaş’ın kurtuluşu bir teknik direktör isminde değil.Kurtuluş şuradadır:Önce kulüp kendi kimliğini yeniden hatırlayacak.Beşiktaş nasıl oynar?Nasıl mücadele eder?Hangi futbolcuyu transfer eder?Hangi yaş grubuna yatırım yapar?Nasıl bir karakter ister?Bunlara karar verecek.Sonra o kimliğe uygun teknik direktör bulunacak.Yoksa bugün gelen yarın gider.Çünkü mesele adam değil, düzen meselesi.Bakın…Sergen Yalçın döneminde insanlar neden umutlandı biliyor musunuz?Çünkü sahada Beşiktaş’a benzeyen bir takım vardı.Eksikleri vardı.Yanlışları vardı.Ama ruhu vardı.Savaşan…Direnen…Karakter koyan…Rakibin üstüne yürüyen bir takım…Beşiktaş taraftarı kusursuz futbol istemez.Kendisini sahada görmek ister.Bu yüzden yapılması gereken şey çok nettir:Bir:Kulüp içindeki çok başlılık bitmeli.İki:Futbol şubesi tamamen profesyonel akla teslim edilmeli.Üç:Transfer politikasında yaş, maaş ve karakter filtresi kesin olmalı.Dört:Altyapı göstermelik değil, gerçekten ana plan hâline getirilmeli.Beş:Teknik direktör kim olursa olsun, sistem kişilere bağlı olmamalı.Ve en önemlisi…Beşiktaş yeniden kendi hikâyesini yazmalı.Çünkü futbol bazen taktik değil, hikâye işidir.İnsanlar armaya inanır.Karaktere bağlanır.Mücadeleye âşık olur.Beşiktaş’ı yıllarca büyük yapan şey bütçesi değildi zaten.Ruhuydu.Metin-Ali-Feyyaz döneminde de buydu.Şampiyonluk gecelerinde de…Yıkım yıllarında da…Beşiktaş hiçbir zaman en zengin kulüp olmadı.Ama en sahici kulüp oldu.Şimdi yeniden o sahiciliğe dönmek zorunda.Yoksa transfer listeleri uzar…Teknik direktör isimleri değişir…Gazeteler manşet atar…Televizyonlar sabaha kadar konuşur…Ama hiçbir şey değişmez.Çünkü bazı kulüpler parayla değil, karakterle ayağa kalkar.Beşiktaş da onlardan biridir.Ve siyah-beyaz forma, hâlâ doğru insanların elinde yeniden ayağa kalkabilecek kadar ağır bir formadır.Mehmet Eyüp Yardımcı Duhuliye.com