Merhaba sevgili magazin tutkunları ve ilişki analistleri!
Son günlerde magazin dünyasından çok daha öte, adeta bir sosyolojik gözlem haline gelen yepyeni bir trendi konuşuyoruz: Solo-maxxing! Hani o "Bekarlık sultanlıktır" sözünü alıp bambaşka bir boyuta taşıyan, gençlerin kendi hayatlarının hükümdarı olma arzusu... Peki nedir bu akım, neden gençler arasında yıldırım hızıyla yayılıyor ve en önemlisi; aşk, meşk defterlerini tamamen mi kapatıyorlar, yoksa sadece bir süreliğine mi rafa kaldırıyorlar?
Solo-maxxing, en basit tabirle, romantik ilişkilerden bilinçli bir şekilde uzak durarak tüm enerjisini ve odağını kendi kişisel gelişimine, kariyerine, hobilerine ve genel olarak kendi hayatını "maksimize etmeye" adamak anlamına geliyor. Sanki son dönemdeki o yorucu, toksik ilişkilerin, yüksek beklentilerin, sosyal medya baskılarının üzerine bir sünger çekme ihtiyacı gibi... Kendi ayakları üzerinde durmak, maddi ve manevi bağımsızlığını ilan etmek, kimseye hesap vermeden hayallerinin peşinden koşmak... Kulağa oldukça cazip geliyor, değil mi? Özellikle de kalbi kırık gençlerin, "artık yoruldum" diyenlerin sığınağı haline gelmiş durumda. Bu durum, bize ilişkilerin artık eskisi kadar "kolay" yürümediğini, beklentilerin çok yükseldiğini ve en ufak pürüzde iplerin kolayca koptuğunu fısıldıyor adeta. Kim bilir, belki de bir nevi savunma mekanizmasıdır bu?
Şimdi asıl soruya gelelim: Bu, geçici bir heves mi, yoksa genç neslin ilişkilere bakış açısında köklü bir değişim mi? Bir yandan "yalnızlık Allah'a mahsustur" diyen kadim bilgeliğimiz var, diğer yandan da kendini keşfetme yolculuğunun tadını çıkaran, özgürlüğünü doyasıya yaşayan bireyler... Belki de günümüz dünyasında kendini bulmanın, kendi değerini anlamanın en iyi yolu önce kendimize dönmekten geçiyordur. İlişki karmaşası yerine, "kendi içimin sultanıyım" mottosuyla yola çıkanlar çoğaldıkça, aşkın tanımı da yeniden mi yazılacak dersiniz? Yoksa bu trendin sonunda herkes yine sevgiye ve aidiyete aç mı kalacak?
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!