Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

"Bana Yazıklar Olsun": LGS'de 5 Yanlış Yaptığı İçin Annesi Tarafından Azarlanan Kızın O Anları Tepki Çekti

Magazin

Administratör
Katılım
1 Haz 2026
Mesajlar
1,220
s-a797c2e1832428bc65b65b43a19b000094e685e1.jpg


Sosyal medya, son günlerde bir kez daha çalkalandı! LGS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, bir annenin sınavda yalnızca 5 yanlış yapan kızını "Bana yazıklar olsun" sözleriyle azarladığı anlar, saniyeler içinde viral oldu ve Türkiye'nin gündemine oturdu. Görüntülerdeki küçücük çocuğun yaşadığı mahcubiyet ve annenin "Bu senin hedeflerin için yeterli değil, bu yanlışları nasıl yaptın?" şeklindeki bitmek bilmeyen eleştirileri, ekran başındaki milyonları derinden etkiledi ve büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Acaba bu durum, sadece bir annenin hayal kırıklığı mıydı, yoksa günümüz eğitim sisteminin ve ebeveynlik baskısının acı bir yansıması mı?

Olayın yankıları öylesine büyük oldu ki, binlerce yorum ve paylaşım ardı ardına geldi. Bir kesim, annenin çocuğunu motive etmeye çalıştığını, belki de kendi geçmişindeki eksiklikleri telafi etme çabası içinde olduğunu savunarak durumu "anlaşılır" buldu. Ancak büyük bir çoğunluk, böylesine hassas bir anda yapılan bu tür bir azarlamanın, küçücük bir çocuğun psikolojisi üzerinde derin ve kalıcı yaralar açabileceği konusunda hemfikirdi. LGS gibi kritik bir sınavda, 5 yanlışın bile böylesine bir fırtınaya yol açması, başarı tanımımızın ne denli acımasızlaşabildiğini ve çocuklarımız üzerindeki beklenti yükünün ne kadar ağırlaştığını gözler önüne serdi. Sadece sayısal verilere odaklanıp, çocuğun çabasını, duygusal sağlığını ve "5 yanlış"ın bile devasa bir başarı olabileceği gerçeğini hiçe saymak, gerçekten "doğru" ebeveynlik mi? Yoksa bu durum, ebeveynlerin kendi kaygılarıyla çocuklarının geleceklerini nasıl iç içe geçirdiğinin bir göstergesi mi?

Bu video, aslında pek çok ailenin sessiz sedasız yaşadığı bir gerçeği, tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Çocuklarımızın sadece karnelerdeki notlarından ibaret olmadığını, onların hayallerini, korkularını, bireysel yeteneklerini ve en önemlisi ruh sağlıklarını da göz önünde bulundurmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Başarı baskısı adı altında yapılan bu tür uygulamaların, geleceğin yetişkinlerinde nasıl izler bırakabileceğini, özgüvenlerini nasıl sarsabileceğini düşünmek bile insanı düşündürüyor. Unutmayalım ki, her çocuk farklıdır ve her biri kendi potansiyeliyle parlar. Belki de bu talihsiz olay, bizlere bir ders verir ve başarıyı sadece sınav kağıtlarındaki doğru cevaplarla ölçmekten vazgeçip, çocuklarımızın iç dünyalarını keşfetmeye odaklanırız, ne dersiniz?

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!