Magazin Editor
Magazin Habercisi
Samsun… Serttir. Tribünüyle, havasıyla, oyuna bakışıyla serttir. Orada top yalnızca yuvarlanmaz; sınanır. İşte böyle bir zeminde Beşiktaş’ın sahaya sürdüğü ilk on bir, daha maç başlamadan tartışmanın fitilini ateşledi. Sergen Hoca’nın tercihleri, bir teknik direktörün sahaya sürdüğü oyunculardan çok, sahaya koyduğu aklın izdüşümüydü aslında.Orta sahada kurulan denge, kâğıt üzerinde makul görünse de sahada başka bir hikâyeye dönüştü. Çünkü futbol, matematiğin değil, zamanın ve mekânın oyunudur. Bir oyuncunun orada olması yetmez; ne zaman orada olduğu, nasıl orada olduğu mühimdir. Beşiktaş’ın orta sahası, yer yer kalabalık ama çoğu zaman yalnızdı. Top ayağa geldiğinde düşünce gecikti, karar ağırlaştı. Oysa Karadeniz’de top, düşünmeye fırsat vermez; ya oynarsın ya kaybolursun.Sergen Yalçın’ın en çok eleştirilen tarafı hep şu oldu: “Bazen fazla cesur, bazen gereğinden fazla inatçı.” Samsunspor karşısında da bu ikisinin arasında gidip gelen bir Beşiktaş vardı. Özellikle kanat tercihleri… Kağıt üzerinde hız vaat eden ama sahada yönsüz kalan bir yapı. Oysa Beşiktaş dediğin takım, kanadıyla nefes alır. Oradan genişler, oradan vurur. Ama bu kez o nefes, içe çekildi ve çıkmadı.Forvet hattı ise başlı başına bir hikâyeydi. Topla buluşamayan bir santrfor, yalnızca bir oyuncu değildir; bütün takımın eksik cümlesidir. Beşiktaş o cümleyi kuramadı. Çünkü arkadan gelen destek gecikti, kenarlardan gelen ortalar ya eksik kaldı ya da hiç gelmedi. Sergen Hoca’nın sisteminde forvet yalnız kalmamalıdır. Ama bu maçta yalnızlık, yalnızca bir hissiyat değil, taktiksel bir gerçekti.Savunmada ise başka bir mesele vardı. Yerleşim doğru gibi görünse de reaksiyonlar geç kaldı. Samsunspor’un hızlı geçişleri, Beşiktaş savunmasının zaman algısını bozdu. Futbol bazen bir saniyelik oyundur; o bir saniyeyi kaçırdığında, tabelada başka bir hikâye yazılır.Ama bütün bunların ötesinde mesele şu: Sergen Yalçın, bu takımı bir karakter üzerinden kurmak ister. O karakter bazen asi, bazen umursamaz, bazen de dahi olur. Samsunspor maçında ise o karakter, kararsız kaldı. Ne tam hücum etti, ne tam savundu. Arada kaldı. Ve futbol, arada kalanları affetmez.İslam Çupi’nin o eski cümleleri gelir insanın aklına: “Futbol, hatalar oyunudur ama bazı hatalar kader olur.” Beşiktaş bu maçta küçük hatalar yaptı ama o hatalar birleşti, büyüdü ve bir kader gibi sahaya yayıldı.Sergen Hoca için bu maç bir yenilgiden fazlasıdır. Bu, aynaya bakma maçıdır. Kadro tercihleri, oyuncu rolleri, oyun planı… Hepsi yeniden düşünülmek zorunda. Çünkü Beşiktaş, sadece kazandığında değil, kaybettiğinde de büyük olmalıdır.Ve unutulmamalı: Futbol, bazen bir tercihler sanatıdır. O gün doğru tercihleri yapan kazanmaz sadece; yanlış tercihlerden ders çıkaran da kazanır.Samsun’da rüzgâr sert esti. Ama asıl mesele, o rüzgârın Beşiktaş’ın içinde neyi savurduğudur.Eyüp Yardımcı Duhuliye.com