Magazin Editor
Magazin Habercisi
"Onumuzdeki kasette Kurtce şarkı yapıyorum, Kurtce klip yapıyorum" dediği icin linc edilen ardından ulkeyi terk edip Paris'te yaşayan Ahmet Kaya'nın kızı Melis Kaya babalar gunu oncesinde babası hakkında bilinmeyenleri anlattı. Bianet'ten Evrim Kepenek'e konuşan Kaya'nın acıklamaları şoyle:
-Ahmet Kaya sizin icin nasıl bir babaydı?
Ahmet Kaya fenomenini duşunduğumde hep beraber cok biricik ve kıymetli bir varlığı yitirdiğimizi biliyorum. Babamı anlatmaksa cok zor. Yaşım ilerledikce ozlem hafifler, durulur zannediyordum ama artıyor. Onu cok ozluyorum. Aklına, sevgisine, şefkatine cok ihtiyac duyuyorum. Elbette ki muhteşem bir babaydı ve babadır da hala.
[h=3]"BABAMI DOLU DOLU YAŞADIM"[/h]-Onunla ilgili aklınızda kalan anılar var mı?
Ben babamı uzun uzun yaşayamadım ama dolu dolu yaşadım, bunun icin yine de şanslı olduğumu duşunuyorum aslında ya da boyle avunuyorum. Anılar tabii cok fazla. Ortaokula başladığım zaman dağ gibi govdesiyle okulun merdivenlerinin başında durup yukarıdan bana el salladığı anı hatırlıyorum, muthiş bir guven duygusu dolmuştu icime. Ne zaman ihtiyac duysam, o an bana vermiş olduğu o duyguya sarılırım.
- Babalar Gunu sizin icin nasıl geciyor?
Buruk geciyor. Babası hayatta olmayan ya da babasından uzak duşmuş olan butun evlatlar icin boyledir sanırım. Sadece babalar gununde değil, cok sık ziyaret etmeye calışıyorum.& ;Fotoğrafcı Werner Bischof'un bugun 70'li yaşlarında olan oğlu şoyle bir şey soylemişti: "Babamı Peru'da bir kazada kaybettim, bedeni parcalandı. Bense mutlaka Peru'ya her sene en az iki kere gidiyorum cunku babam nerenin toprağındaysa, evin artık orasıdır." Benim de buna benzer tuhaf bir hissiyatım var, ona fiziken yakın olunca sanki daha guclu durabiliyorum hayata karşı.
[h=3]"BANA PAZARIN SESİNİ DİNLETİR MİSİN"[/h]-Ahmet Kaya bu ulkeden medyanın tetiklediği bir nefret soylemi uzerine ayrılmak zorunda kaldı, cok sevdiği ulkesinden ayrılmak onu nasıl etkilemişti?
Cok uzgun olduğunu hatırlıyorum. Surekli bir keder ve yalnızlık hali, fakat bir yandan da bizlere hissettirmemeye calışırdı. Sağlığı cok etkilendi. Ulkesini, ailesini cok ozluyordu. Mesela bir gun anneme telefon acıp "Gulten, pazara gidip bana pazarın sesini dinletir misin?" diyor. Bu talebin ve cumlenin etkisini uzerimden atamıyorum.
[h=3]"BABAM YALNIZ BIRAKILDI"[/h]Dilini, kulturunu, suyununun tadını bilmediğiniz bir ulkede bir anda sıfırlanıyorsunuz. Onun icin yurumeyi yeniden oğrenmek gibidir hissi belki de. Surgunun her turlusu cok acı, biz de bunu kısmen yaşadık babamla fakat yine de bugunun şartlarıyla yirmi sene oncenin şartları arasında buyuk fark olduğunu duşunuyorum. Babam hem surgunde yalnızdı hem de ulkedeki arkadaşları tarafından cok yalnız bırakıldı. Bu yalnızlık cok hırpaladı, incitti onu.
[h=3]"HAYATIMIZ BİR GECEDE DEĞİŞTİ"[/h]-Sizi bu "haksız-adaletsiz" gidiş nasıl etkiledi?
Bizim hayatımız bir gecede değişti. Bu bir surec değildi. Bir gecede butun ulkenin nefret odağı haline geldik. Paris'e gelişinden bir yıl sonra da babamı kaybettik. Bugun demokrat zannedilen ya da addedilen bazı medyatik yuzlerin ve o donemin gazetecilerinin yaşadıklarımız ve yalnızlığımız karşısında veballeri coktur, hepsi kendini biliyor.
[h=3]"YOKLUĞU İLE BAŞA CIKABİLDİM Mİ BİLMİYORUM"[/h]-Babanız olduğunde 13 yaşındaydınız… Buyurken onun yokluğu ile nasıl başa cıktınız?
İnsan arada kanayan ve asla iyileşmeyen bir kesikle yaşamayı oğreniyor. Baba kaybı benim icin boyle bir şey. Yokluğu ile başa cıkabildim mi ya da cıkabiliyor muyum bilmiyorum ama yarayla yaşamayı oğrendim.
-Babanızı olmeden once en son ne zaman gormuştunuz?
Babamı kaybettiğimizde yanı başındaydık. Bazen gitmek icin bizim orada olduğumuz bir anı kendisinin sectiğini duşunuyorum.
-Nasıl bir baba-kız ilişkiniz vardı?
Cok duşkunduk birbirimize. Sadece babamı değil, en sevdiğim oyun arkadaşımı da kaybettim.
-Bir yazınızda "Eğer kaldıysa, bu yazıyı lutfen siz de en cocuk yanlarınızla bir kez daha okuyun ki beni anlayasınız…" diyorsunuz. Size bunu yazdıran duygu neydi? Arkasından soylenen kotu, vicdana sığmayan cumlelerle nasıl başa cıkıyorsunuz?
Şimdi bircok konuda sosyal medya uzerinden orgutlenilip ortak refleks veya tepki oluşturulabiliyor. Ben o cumleyi yazdığımda sosyal medya henuz gundemde yoktu. İnsanların empati kurmalarını istedim. Zaten bir sure sonra soylenenlere kulak asmayı ya da takip etmeyi bırakıyorsunuz cunku o kadar fazla ki! Ben de oyle yaptım.
-Ahmet Kaya'nın en sevdiğiniz yonu neydi?
Cok var. Onunla sıkılmanız mumkun değildir, her zaman orijinal fikirleri vardır. Bir de bence sihirli olan şoyle bir yeteneği vardı; hayatı tutup ucundan ters yuz eder sonra beğenmezse obur yuzunu cevirir, yine beğenmezse silip yeni baştan yazar hem de her zaman aynı yaşama inadıyla. Vazgecmezdi yani. Hep gulec ve espiriliydi, en cok da kendiyle dalga gecerdi.
-Sizde babanızın sevdiği ne gibi yonler vardı?
Ona her anlamda cok benziyor oluşumdur diye tahmin ediyorum.
[h=3]"OFKEM ONA BUNU YAŞATANLARA"[/h]-Onsuz gecirdiğiniz yıllara bir ofkeniz var mı?
Ofke sanırım eğitilebilen bir şey. Benim eğitmek, ehlileştirmek istemediğim bir ofkem var ama onsuz yıllara değil, ona bunu yaşatanlara. Onlarla barışmayacağım.
-Onu ozlediğinizde ne yapıyorsunuz?
Biliyor musunuz, onun bizimle birlikte olduğu videoları yirmi yıl gecmiş olmasına rağmen ben hala rahatca izleyemiyorum ama fotoğraflar var, şarkılar var. Sesi, guluşu hep benimle. Sesini milyonlarca insanla paylaşıyor olmak duygusu da bana iyi geliyor.
-Siz onun bazı ozelliklerini kendi kimliğinize kattınız mı?
Ben o ağacın golgesinde buyudum. Her gecen gun yeni bir şeyler oğreniyorum ondan, onun varoluşundan ve tabii annemden. İkisine de minnettarım.
-Babanız once "nefret"le bu ulkeden gitmek zorunda kaldı ama sonra iktidar sahipleri onun mezarını getirmek istedi veya onu başka soylemlerle onurlandırdıklarını duşunup konuştu. Buna dair ne soylemek istersiniz?
"Mezar" sozcuğu beni rahatsız ediyor. Bu konunun tekrar tekrar gundeme getirilmesi de ailemizi cok yıprattı. Bu tur girişimlerin, onun milyonlarca seveni ve dinleyeni olduğu dikkate alınarak anlamlandırılması gerekir. Ruhunun huzura kavuşmasını, gecmişle hesaplaşmayı ve hatırasını yaşatmayı istiyorsak, onun duşlediği ulkeyi hep birlikte kurma cabasıyla başlayabiliriz belki. Onun, kendisini mağdur olarak tanımlayanlar karşısındaki tavrının ve demokratik duruşunun anlaşılması ve benimsenmesidir bize ve ona da asıl iyi gelecek olan.
-"Herkesin bir Ahmet Kaya şarkısı var" derler, sizin de var mı?
Hepsi diyebilirim ama "O Vahşi At"ı cok sık dinliyorum bu aralar. Sevgili Yusuf dayımı da selamlamış olayım boylece.
[h=3]"YAKIN TARİHİ ANLAMAK İCİN AHMET KAYA'NIN OYKUSUNE DE BAKIN"[/h]-Babanızın mucadele ettiği sorunlar, ırkcılık, demokratikleşememe, insan haklarının gaspı gibi sorunlar Turkiye'de halen devam ediyor. Turkiye'nin "Kurt Sorunu"na cıkıyor kapılar.. Buna dair ne soylemek istersiniz?
Dağılan heterojen bir imparatorluktan homojen bir ulus yaratma cabalarının bugun gelinen noktada gercekci olmadığını goruyoruz. Kurt Sorunu bizlere demokrasiyi, hakları ve ozgurlukleri sorgulatıyor aynı zamanda ve bu nedenle yaşadığımız cağın icine sığmayacak kadar da buyuktur. Bağlantılı olarak sistemin var olan Kurt Sorunu'nu yıllar icerisinde bilerek kangren haline getirdiğini duşunuyorum. İnsan hakları ve demokratikleşme Turkiye'nin geleceği icin mecburi, bunu biliyoruz. Kurtler olmadan bunun sağlanmasının mumkun olmadığını da biliyoruz.
Tarihten dersler cıkararak yeni bir diplomasi modeli, toplumsal norm ve diyalog icin daha cok calışmalıyız belki de. Diğer turlu, ifade ozgurluğunu yargılamak, haksız tutuklamalar, anadilinde şarkı soyleyenlere hatta dinleyenlere yaşatılanlar ya da yok sayma sonuc vermeyecektir. Tarih de boyle soyluyor, gelecek de. Duymak zorundayız.
-Son olarak Turkiye toplumuna, okurlarımıza bir mesajınız var mı?
Turkiye'nin yakın tarihini anlamak icin Ahmet Kaya'nın oykusune de bakmak ve o oykuyu doğru okumak gerekiyor bana gore. Benzer acılar ve kayıplar tekrar yaşanmasın diyerek yakın tarihten dersler cıkarmayı başardığımız zaman toplumsal iyileşmenin de başlayacağına inanıyorum.
-Ahmet Kaya sizin icin nasıl bir babaydı?
Ahmet Kaya fenomenini duşunduğumde hep beraber cok biricik ve kıymetli bir varlığı yitirdiğimizi biliyorum. Babamı anlatmaksa cok zor. Yaşım ilerledikce ozlem hafifler, durulur zannediyordum ama artıyor. Onu cok ozluyorum. Aklına, sevgisine, şefkatine cok ihtiyac duyuyorum. Elbette ki muhteşem bir babaydı ve babadır da hala.
[h=3]"BABAMI DOLU DOLU YAŞADIM"[/h]-Onunla ilgili aklınızda kalan anılar var mı?
Ben babamı uzun uzun yaşayamadım ama dolu dolu yaşadım, bunun icin yine de şanslı olduğumu duşunuyorum aslında ya da boyle avunuyorum. Anılar tabii cok fazla. Ortaokula başladığım zaman dağ gibi govdesiyle okulun merdivenlerinin başında durup yukarıdan bana el salladığı anı hatırlıyorum, muthiş bir guven duygusu dolmuştu icime. Ne zaman ihtiyac duysam, o an bana vermiş olduğu o duyguya sarılırım.
- Babalar Gunu sizin icin nasıl geciyor?
Buruk geciyor. Babası hayatta olmayan ya da babasından uzak duşmuş olan butun evlatlar icin boyledir sanırım. Sadece babalar gununde değil, cok sık ziyaret etmeye calışıyorum.& ;Fotoğrafcı Werner Bischof'un bugun 70'li yaşlarında olan oğlu şoyle bir şey soylemişti: "Babamı Peru'da bir kazada kaybettim, bedeni parcalandı. Bense mutlaka Peru'ya her sene en az iki kere gidiyorum cunku babam nerenin toprağındaysa, evin artık orasıdır." Benim de buna benzer tuhaf bir hissiyatım var, ona fiziken yakın olunca sanki daha guclu durabiliyorum hayata karşı.
[h=3]"BANA PAZARIN SESİNİ DİNLETİR MİSİN"[/h]-Ahmet Kaya bu ulkeden medyanın tetiklediği bir nefret soylemi uzerine ayrılmak zorunda kaldı, cok sevdiği ulkesinden ayrılmak onu nasıl etkilemişti?
Cok uzgun olduğunu hatırlıyorum. Surekli bir keder ve yalnızlık hali, fakat bir yandan da bizlere hissettirmemeye calışırdı. Sağlığı cok etkilendi. Ulkesini, ailesini cok ozluyordu. Mesela bir gun anneme telefon acıp "Gulten, pazara gidip bana pazarın sesini dinletir misin?" diyor. Bu talebin ve cumlenin etkisini uzerimden atamıyorum.
[h=3]"BABAM YALNIZ BIRAKILDI"[/h]Dilini, kulturunu, suyununun tadını bilmediğiniz bir ulkede bir anda sıfırlanıyorsunuz. Onun icin yurumeyi yeniden oğrenmek gibidir hissi belki de. Surgunun her turlusu cok acı, biz de bunu kısmen yaşadık babamla fakat yine de bugunun şartlarıyla yirmi sene oncenin şartları arasında buyuk fark olduğunu duşunuyorum. Babam hem surgunde yalnızdı hem de ulkedeki arkadaşları tarafından cok yalnız bırakıldı. Bu yalnızlık cok hırpaladı, incitti onu.
[h=3]"HAYATIMIZ BİR GECEDE DEĞİŞTİ"[/h]-Sizi bu "haksız-adaletsiz" gidiş nasıl etkiledi?
Bizim hayatımız bir gecede değişti. Bu bir surec değildi. Bir gecede butun ulkenin nefret odağı haline geldik. Paris'e gelişinden bir yıl sonra da babamı kaybettik. Bugun demokrat zannedilen ya da addedilen bazı medyatik yuzlerin ve o donemin gazetecilerinin yaşadıklarımız ve yalnızlığımız karşısında veballeri coktur, hepsi kendini biliyor.
[h=3]"YOKLUĞU İLE BAŞA CIKABİLDİM Mİ BİLMİYORUM"[/h]-Babanız olduğunde 13 yaşındaydınız… Buyurken onun yokluğu ile nasıl başa cıktınız?
İnsan arada kanayan ve asla iyileşmeyen bir kesikle yaşamayı oğreniyor. Baba kaybı benim icin boyle bir şey. Yokluğu ile başa cıkabildim mi ya da cıkabiliyor muyum bilmiyorum ama yarayla yaşamayı oğrendim.
-Babanızı olmeden once en son ne zaman gormuştunuz?
Babamı kaybettiğimizde yanı başındaydık. Bazen gitmek icin bizim orada olduğumuz bir anı kendisinin sectiğini duşunuyorum.
-Nasıl bir baba-kız ilişkiniz vardı?
Cok duşkunduk birbirimize. Sadece babamı değil, en sevdiğim oyun arkadaşımı da kaybettim.
-Bir yazınızda "Eğer kaldıysa, bu yazıyı lutfen siz de en cocuk yanlarınızla bir kez daha okuyun ki beni anlayasınız…" diyorsunuz. Size bunu yazdıran duygu neydi? Arkasından soylenen kotu, vicdana sığmayan cumlelerle nasıl başa cıkıyorsunuz?
Şimdi bircok konuda sosyal medya uzerinden orgutlenilip ortak refleks veya tepki oluşturulabiliyor. Ben o cumleyi yazdığımda sosyal medya henuz gundemde yoktu. İnsanların empati kurmalarını istedim. Zaten bir sure sonra soylenenlere kulak asmayı ya da takip etmeyi bırakıyorsunuz cunku o kadar fazla ki! Ben de oyle yaptım.
-Ahmet Kaya'nın en sevdiğiniz yonu neydi?
Cok var. Onunla sıkılmanız mumkun değildir, her zaman orijinal fikirleri vardır. Bir de bence sihirli olan şoyle bir yeteneği vardı; hayatı tutup ucundan ters yuz eder sonra beğenmezse obur yuzunu cevirir, yine beğenmezse silip yeni baştan yazar hem de her zaman aynı yaşama inadıyla. Vazgecmezdi yani. Hep gulec ve espiriliydi, en cok da kendiyle dalga gecerdi.
-Sizde babanızın sevdiği ne gibi yonler vardı?
Ona her anlamda cok benziyor oluşumdur diye tahmin ediyorum.
[h=3]"OFKEM ONA BUNU YAŞATANLARA"[/h]-Onsuz gecirdiğiniz yıllara bir ofkeniz var mı?
Ofke sanırım eğitilebilen bir şey. Benim eğitmek, ehlileştirmek istemediğim bir ofkem var ama onsuz yıllara değil, ona bunu yaşatanlara. Onlarla barışmayacağım.
-Onu ozlediğinizde ne yapıyorsunuz?
Biliyor musunuz, onun bizimle birlikte olduğu videoları yirmi yıl gecmiş olmasına rağmen ben hala rahatca izleyemiyorum ama fotoğraflar var, şarkılar var. Sesi, guluşu hep benimle. Sesini milyonlarca insanla paylaşıyor olmak duygusu da bana iyi geliyor.
-Siz onun bazı ozelliklerini kendi kimliğinize kattınız mı?
Ben o ağacın golgesinde buyudum. Her gecen gun yeni bir şeyler oğreniyorum ondan, onun varoluşundan ve tabii annemden. İkisine de minnettarım.
-Babanız once "nefret"le bu ulkeden gitmek zorunda kaldı ama sonra iktidar sahipleri onun mezarını getirmek istedi veya onu başka soylemlerle onurlandırdıklarını duşunup konuştu. Buna dair ne soylemek istersiniz?
"Mezar" sozcuğu beni rahatsız ediyor. Bu konunun tekrar tekrar gundeme getirilmesi de ailemizi cok yıprattı. Bu tur girişimlerin, onun milyonlarca seveni ve dinleyeni olduğu dikkate alınarak anlamlandırılması gerekir. Ruhunun huzura kavuşmasını, gecmişle hesaplaşmayı ve hatırasını yaşatmayı istiyorsak, onun duşlediği ulkeyi hep birlikte kurma cabasıyla başlayabiliriz belki. Onun, kendisini mağdur olarak tanımlayanlar karşısındaki tavrının ve demokratik duruşunun anlaşılması ve benimsenmesidir bize ve ona da asıl iyi gelecek olan.
-"Herkesin bir Ahmet Kaya şarkısı var" derler, sizin de var mı?
Hepsi diyebilirim ama "O Vahşi At"ı cok sık dinliyorum bu aralar. Sevgili Yusuf dayımı da selamlamış olayım boylece.
[h=3]"YAKIN TARİHİ ANLAMAK İCİN AHMET KAYA'NIN OYKUSUNE DE BAKIN"[/h]-Babanızın mucadele ettiği sorunlar, ırkcılık, demokratikleşememe, insan haklarının gaspı gibi sorunlar Turkiye'de halen devam ediyor. Turkiye'nin "Kurt Sorunu"na cıkıyor kapılar.. Buna dair ne soylemek istersiniz?
Dağılan heterojen bir imparatorluktan homojen bir ulus yaratma cabalarının bugun gelinen noktada gercekci olmadığını goruyoruz. Kurt Sorunu bizlere demokrasiyi, hakları ve ozgurlukleri sorgulatıyor aynı zamanda ve bu nedenle yaşadığımız cağın icine sığmayacak kadar da buyuktur. Bağlantılı olarak sistemin var olan Kurt Sorunu'nu yıllar icerisinde bilerek kangren haline getirdiğini duşunuyorum. İnsan hakları ve demokratikleşme Turkiye'nin geleceği icin mecburi, bunu biliyoruz. Kurtler olmadan bunun sağlanmasının mumkun olmadığını da biliyoruz.
Tarihten dersler cıkararak yeni bir diplomasi modeli, toplumsal norm ve diyalog icin daha cok calışmalıyız belki de. Diğer turlu, ifade ozgurluğunu yargılamak, haksız tutuklamalar, anadilinde şarkı soyleyenlere hatta dinleyenlere yaşatılanlar ya da yok sayma sonuc vermeyecektir. Tarih de boyle soyluyor, gelecek de. Duymak zorundayız.
-Son olarak Turkiye toplumuna, okurlarımıza bir mesajınız var mı?
Turkiye'nin yakın tarihini anlamak icin Ahmet Kaya'nın oykusune de bakmak ve o oykuyu doğru okumak gerekiyor bana gore. Benzer acılar ve kayıplar tekrar yaşanmasın diyerek yakın tarihten dersler cıkarmayı başardığımız zaman toplumsal iyileşmenin de başlayacağına inanıyorum.