Menu

Threaded View

  1. #1
    Avatar Resmi
    Öğretmenabi
    Mesaj
    166
    Konu
    166
    Üye Avatarı

    Mesaj:166

    Konu:166

    Aldığı Beğeni:0



    DEVLETLERİN DIŞ POLİTİKA AMAÇLARI

    Devletlerin amaçları ile çıkarları kavramı yan yana kullanılan kavramlardır. Zira devletlerin amaçlarını belirleyen asıl faktör, devletlerin çıkarlarıdır. Amaçların temelini oluşturan çıkarlar; kısa, orta ve uzun vadeli çıkarlar olarak üç kategoriye ayrılarak incelenebilir. Bunlardan kısa vadeli çıkarlara aynı zamanda hayati çıkarlar da denmektedir. Söz konusu hayati çıkarlar; bir devletin varlığının devamını yani hayatta kalmasını sağlayacak, güvenliğine ilişkin çıkarlardır. İnsanlar gibi devletlerin de asıl öncelikleri hayatta kalmak yani varlığını sürdürmektir. Ekonomik gelişme, refah seviyesinin artması, saygınlık, özerklik gibi çıkarlar ve amaçlar daha ziyade orta vadeli çıkarlar ve amaçlardır. Devletler, bunların dışında gerçekleştirilmesi bazı koşullara bağlı olan uzun vadeli çıkarları ve amaçları da benimseyebilir. Bunlar, bölgesel ya da uluslararası bir güç olmak veya belli etnik ve dini değerleri paylaşan ülkelerle birlik oluşturmak (Turancılık veya İttihad-ı İslam) olabilir. Bu genel tanımın tersine neyin ulusal çıkar olduğuna ilişkin yapılan somut belirlemelerin sübjektif belirlemeler ve tanımlamalar olduğuna dikkat çekmekte yarar var. Zira farklı siyasal partilerin ve grupların farklı ulusal çıkar tanımları yaptıklarına sık sık rastlanır. Aynı olayda iktidarın tutumunu ve politikasını ulusal çıkara aykırı bulan bir siyasal partinin kendine göre farklı bir ulusal çıkar tanımı yaptığı görülebilir.

    Devletlerin dış politika amaçlarının temelinde güvenlik amacı bulunur. Diğer bir ifadeyle devletlerin amaçlarını birincil amaçlar ve ikincil amaçlar olarak iki gruba ayırdığımızda ilk gruba hayati amaçlar olarak da ifade edilen hayatta kalmaya ve varlığını sürdürmeye yönelik güvenliğe ilişkin amaçlar girmektedir. Diğer orta ve uzun vadeli amaçlar ise ikincil amaçlar olarak nitelenir.

    1.Güvenlik Amacı

    Devletlerin dış politika amaçları arasında en öncelikli olanı güvenliğini sağlayabilmesidir. Devletin güvenliği sağlama amacı, hayatta kalmak veya varlığını sürdürmekle aynı anlama geldiğinden çoğu zaman bu tür amaçlar yaşamsal amaçlar olarak da nitelenmektedir. Bir devletin öncelikle temel amacı var olmaktır. Bu, güvende olmakla mümkündür. Güvenlik için tehdit oluşturan bir durum, devletin varlığını diğer bir ifadeyle hayatta kalıp kalmamasını ilgilendirmektedir. Devletin vatandaşları için refah sağlaması, saygınlık sağlaması, bağımsızlık ve özgürlük sağlaması ancak varlığını sürdürmesiyle mümkün olabilir. Güvenliğe yönelik tehditler, genellikle bir devlete yönelik askerî tehditlerdir. Bazen bu tür tehditler devletin içinden de gelebilir. Devletler bir iç tehdit sonucunda da parçalanabilir ya da yıkılabilir.

    Güvenliğe yönelik tehditleri iç ve dış tehdit olarak ikiye ayırdığımızda güvenliğe yönelik amacı da iç ve dış güvenlik amacı olarak ikiye ayırarak inceleyebiliriz. Ancak devletler için güvenlik başlı başına bir amaç olmaktan çok ülkesinde yaşayan halkın güvenlik içinde yaşamlarını sürdürmesiyle yakından ilgilidir. Aksi takdirde özellikle iç güvenliği sağlamak amacıyla bireylerin özgürlükleri tehlikeye atılabilir. Çünkü liberal bir demokraside devletin asıl amacı bireylerin özgürlüklerinin güven ligini sağlamaktır. Diğer bir ifadeyle bireylere yaşam özgürlüklerini, mutlu olma özgürlüklerini, mülkiyet özgürlüklerini, din ve vicdan özgürlükleri ile söz ve ifade özgürlüklerini güven içinde kullanabilecekleri bir ortam sağlamaktır. Devletin böyle bir ortamı sağlayabilmesi aynı zamanda askerî ve ekonomik anlamda güçlü olmasına ve diğer devletler karşısında varlığını sürdürebilmesine bağlıdır.
    2.Refah Amacı
    Devletlerin temel amaçlarından biri de ülkesinde yaşayan bireylere ekonomik anlamda refah içinde yaşayacakları bir ortam sağlamaktır. Devletin refah düzeyini geliştirmek için girdiği faaliyetler aynı zamanda bireylerin refah düzeyini yükseltmeyi de amaçlamaktadır. Kendi halkına refah sağlayamayan hükümetler; uzun vadede halkın hükümetten ve devletten kopmasına, aralarındaki duygusal bağın zayıflamasına, fedakârlık hislerinin azalmasına yol açar. Açlık ve sefalet içinde yaşayan insanlardan oluşan bir ülkenin dışarıya karşı güçlü birliktelik görüntüsü sergilemesi mümkün değildir. Bu nedenle devletlerin varlığını koruma ve sürdürme amacından sonra en önemli amacı devletin ve bireylerin refah seviyelerini yükseltmek ve yaşam düzeylerini iyileştirmektir.


    Ekonomik refahı gerçekleştirememiş, tüm kaynaklarını askerî harcamalara ayıran ülkeler bir süre sonra yıkılmaya ve dağılmaya mahkûmdurlar. Sovyetler Birliği’nin 1991’de yıkılmasında ve Doğu Bloku’nun yine aynı dönemde parçalanmasın da bu ülkelerdeki ekonomik refahın gerçekleştirilme amacının göz ardı edilmesi önemli rol oynamıştır. Güvenliğini başlı başına bir amaç olarak gören, bunu bireylerin özgürlüğünün sağlanması ve refahının gerçekleştirilmesi amacıyla birlikte düşünmeyen devletler giderek geri kalmakta ve uluslararası toplumdan kopmaktadırlar. Günümüzde Hindistan, Pakistan ve İran gibi ülkeler tüm kaynaklarını abartılı bir güvenlik amacıyla israf etmeleri dolayısıyla ciddi şekilde iç bütünlüğü sağlama sorunuyla karşı karşıya bulunmaktadırlar.

    3.Saygınlık

    Devletler açısından saygınlık kazanma ve prestij önemli bir dış politika amacıdır. Saygınlık ve prestij, çoğu zaman bir devletin diğer devletleri etkilemek ve onların kendi istediği şekilde davranmalarını sağlamak için kullanılmaktadır. Geçmişten günümüze devletlerin prestij ve saygınlık kazanmaya büyük önem verdikleri görülmektedir.
    Realizmin kurucuları arasında yer alan Hans Morgenthau, devletlerin dış politikalarında prestij ve saygınlığı devletin gücünü gösterme biçimi olarak ifade etmektedir. Morgenthau’ya göre devletler diğer devletlerin politikalarını etkilemek için farklı politikalar izleyebilir. Bunlar; bazen gücünü artırma, bazen gücünü koruma, bazen de gücü gösterme şeklinde olabilir. Prestij ve saygınlık bu anlamda bir güç gösterisidir.

    Devletler; bölgesel ve uluslararası toplantılarda, zirve konferanslarında önce konuşmaya veya fotoğrafta daha önde yer almaya önem verirler. Devlet ya da hükümet başkanlarına bir başka ülkede gösterilen ilgi, ülkesine gösterilmiş sayılacağından çok önemlidir. Devletler, bölgesel sorunların çözümünde ara bulucu rolü oynayarak saygınlık kazanmaya çalışır. Ayrıca devletler; küresel ve bölgesel sorunların çözümünde aktif rol alarak, bu tür sorunların çözümüne katkı sağlayarak ve önderlik ederek de saygınlık kazanırlar.
    Devletlere saygınlık kazandıran önemli unsurlardan biri de ekonomik, askerî ve teknolojik alandaki başarılardır. Günümüzde devletler, ekonomik ve sanayi alanındaki gelişmişliklerine göre sıralanmaktadır. Türkiye’nin G-20 ülkeleri (20’ler Grubu) arasında yer alması tamamen ekonomik kriterlerden kaynaklanmaktadır.
    Devletlerin uzaya uydu göndermeleri, füze yarışında öne geçmeye çalışmaları, nükleer denemeler yapmaları ya da askerî manevralar düzenleyerek askerî güçlerini sergilemeye çalışmaları da saygınlık kazanma amacına yönelik davranışlardır.

    4.Özerklik
    Devletlerin dış politikadaki amaçlarından biri de özerklik ya da özerk davranabilmektir. Özerklik, bağımsız hareket edebilme anlamına gelmektedir. Ancak bağımsızlık çoğu zaman işgalden ya da sömürge durumundan kurtulma anlamına geldiğinden özerklik kavramından farklı anlamda da kullanılmaktadır.

    Özerklik; bir devletin kendi dış politikasını, diğer ülkelerle ilişkilerini, bölgesel veya küresel sorunlara yönelik tavrını belirlerken bir başka ülkeye ya da ülkelere bağımlı olmaması, onların baskısıyla veya onların istekleri doğrultusunda karar almaması anlamına gelmektedir. Tersi ise devletlerin hem kendi halkları hem de dünya kamuoyu nezdinde küçük düşmesine neden olmakta ve saygınlıklarını azaltmaktadır.
    Devletlerin ittifak ilişkilerinden doğan sorumluluklarına ya da uluslararası örgütler nezdindeki yükümlülüklerine uygun hareket etmesi saygınlığına ve bağımsızlığına zarar vermez. Çünkü devletler; üstlenmiş oldukları askerî, siyasi ve hukuki taahhütleri ile sorumluluklarını yerine getirmedikleri takdirde diğer devletlerin bu yönde davranmalarını isteyemez. Dolayısıyla devletlerin karşılıklı ilişkileri ve uluslararası toplumun saygın bir üyesi olmaları onları iş birliğine zorlarken bazen de sorumluluklar yüklemektedir.
    Devletlerin bağımsızlıklarını ve özerkliklerini gölgeleyen asıl durum bir devletin taahhütlerini tek taraflı yerine getirirken karşı tarafın aynı duyarlılık içinde olmaması, hatta yeni taleplerde bulunmasıdır. AB’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine uygulanan ambargoyu kaldırma yönündeki taahhütlerini yerine getirmekten kaçınırken Türkiye’den tek taraflı fedakârlıkta bulunmasını istemesi buna verilebilecek önemli bir örnektir.
Etiketler
Konuyu Görüntüleyenler
    There are no members to list at the moment.
Bu web sitesi çerez kullanıyor
Oturum açma bilgilerinizi saklamak, web sitesi tercihlerini kaydetmenize, içerik ve reklamları kişiselleştirmenize, sosyal medya özellikleri sağlamak ve trafiğimizi analiz etmek için oturum bilgilerini saklamak için çerezleri kullanıyoruz.