Selam millet! Magazin gündeminin nabzını tutan, olayların perde arkasını aralayan sevgili okuyucularımız, yine gündeme bomba gibi düşen, ağızları açık bırakan bir olayla karşınızdayız! Düşünsenize, hayatınızın aşkıyla evlilik yolunda ilk adımı atıyorsunuz, kız isteme merasimi... Gelin adayının ailesiyle tanışılıyor, yüzükler takılıyor derken, bir anda ortam buz kesiyor! Sevgili babamız, 'Can parçamı veriyorum' diyerek damat adayından tamı tamına 50 BİN TL "kapı açma parası" talep edince ortalık fena karışmış! Bu dudak uçuklatan rakam, sosyal medyayı ve tüm Türkiye'yi ikiye böldü bile.
Geleneklerimizde kapı açma parası, sembolik bir tatlı jest, naz niyazdır hepimiz biliriz. Genellikle ufak tefek bahşişlerle, espriyle karışık bir şekilde halledilir. Ancak burada bahsettiğimiz rakam, bir araba parasına yakın! Bu durum, babanın evladına olan düşkünlüğünün maddi bir yansıması mı, yoksa yeni nesil evliliklerin getirdiği 'fırsatçılık' eleştirilerine yeni bir örnek mi, gerçekten tartışmaya açık. "Can parçamı veriyorum" sözünün samimiyeti, bu devasa meblağ karşısında ne yazık ki bazı çevrelerce sorgulanmaya başlandı bile. Damat adayının o anki şaşkınlığını ve gelin adayının yaşadığı utancı düşündükçe biz bile gerildik!
Bu olay, evlilik hazırlığı yapan genç çiftlerin üzerindeki maddi yükü bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne serdi. Aşkın ve hayat birleştirme niyetinin bu tür astronomik beklentilerle sınanması sizce ne kadar doğru? Geleneklerimizi yaşatırken, onları günümüz koşullarına göre revize etmeli miyiz, yoksa bu tür talepler geleneğin ruhunu mu zedeliyor? Hadi bakalım, klavyelerinizden alevler çıksın! Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!